Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
23.07.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Mehmet Şimşek yazdı...
Gündem 20.3.2019 - 10:34:31

ÖYLE bir adam düşünün ki, fotoğrafı Düzce’de çekilsin.  Sonra ne zaman deprem gündeme gelse o’nun fotoğrafı dolaşıma girsin.  Bu kadarla da iş bitmesin… Yunan gazetelerinden Star Press, 4 yıl önceki manşet haberinde ülkede yaşanan ekonomik krizden doğan emeklilerin mağduriyetini yine onun fotoğrafı üzerinden anlatsın.  Bunu yaparken de fotoğraftaki kişinin kimliğini gizleyerek 'Yunan vatandaşı' gibi göstersin.  Bitmedi… Aynı fotoğraf Azerbaycan, İran, Afganistan başta olmak üzere birçok coğrafyada sahiplenilerek “Bu fotoğraf bizim ülkemizde çekildi” densin...

Gelgelelim söz konusu ettiğim fotoğrafın Düzce’de çekilmesinin haricinde yukarıda saydığım bilgilerin hiçbiri gerçeği yansıtmıyor…

12 Kasım 1999 Düzce depreminde Anadolu Ajansı’nda foto muhabiri olarak görev yapan Abdurahman Antakyalı’nın Kaynaşlı’da çektiği Eşref Cengiz’in fotoğrafından bahsediyorum. 

Antakyalı ile o günlerle ilgili bir söyleşi yapınca ilginç bir tablo ortaya çıktı…

Şöyle anlatıyor:

“O dönem Fotomuhabirleri Derneği başkanıydım. Ankara’da dernek yönetiminin toplantısını yapıyorduk. Ankara sallandı ve kısa bir zaman sonra hepimizin telefonu çalmaya başladı.  Belli ki bir yerlerde deprem olmuştu… Depremin merkezinin Düzce olduğunu öğrendik. Toplantı kendiliğinden dağıldı. Düzce’ye doğru yola koyulduk.  Oraya biraz geç ulaşabildim. Bolu Dağı’nda yol çökmüştü. Biz daha arkalardan, Karadeniz tarafından,  Akçakoca üzerinden Düzce’ye giriş yapabildik. Hafızam beni yanıltmıyorsa gece yarısı saat 03.00 gibi Düzce’deydik.”

 

“KAYNAŞLI’YA GELDİĞİMDE DURUM FELÂKETTİ”

 

Düzce’ye ayak bastığında durumu şöyle resmediyor Antakyalı: “Baktım ki Düzce’de İstanbul’dan gelmiş olan Anadolu Ajansı muhabiri arkadaşım var. Ben de farklı bir yere gideyim diye düşündüm. Daha önce deneyimlerinden biliyorum, küçük yerleşim birimlerinde yıkım daha fazla oluyor.  Hemen Kaynaşlı’ya geçtim. Burası tek kelimeyle felâketti!  Binalar yerle bir olmuştu. Etrafta çaresiz insanlar vardı. Kurtarma ekipleri hummalı bir çalışma içindeydi.  Elimdeki makinayla fotoğraf çeke çeke yıkıntıların arasından yürümeye başladım.  O dönemde dijital teknoloji yaygın değildi. Fotoğrafı çekiyor,  Ankara’ya götürüp banyo yapıyorduk.  İlk çektiğim fotoğrafları şoför arkadaşıma verdim ve Ankara’ya gönderdim. Kaynaşlı’daki bir konaklama tesisi çok zarar görmüştü.  Yıkılan binanın üzerinde sivil savunma ekipleri çalışıyordu…”

 

“YAŞLI AMCA ‘GENÇLER ÖLDÜ’ DİYE AĞLIYORDU”

 

Etraftaki iç yakıcı tabloyu hüzünle seyreden Abdurahman Bey,  birden karşısına Eşref amcanın çıktığını söylüyor: “Çevrede ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorum. Baktım ki yaşlı bir amca, sol koluyla kavradığı ekmeklerle, sağ eliyle gözyaşlarını silerek bulunduğum tarafa doğru geliyor. Hızlıca ona doğru koştum.  Arkasındaki beton yıkıntısıyla birlikte çekmeyi düşündüm.  Fotoğrafa hem felaketin boyutunu gösteren hem de insan unsurunu da katmak istedim… Amca ağlıyordu.  Hemen deklanşöre bastım ve seri olarak 8-10 kare fotoğrafını çektim…”

Usta gazeteciye,  Eşref Cengiz’le herhangi bir diyaloğa girip girmediğini soruyorum. Cevabı ‘hayır’ oluyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kendisiyle hiç konuşamadık. Adeta ağıt yakar gibi ‘Hep gençler öldü’ diye gözyaşı döküyordu.”

Hemen belirtelim ki, Eşref amca, Ümit Milli Takımı’nın maçını izlemek için kafeteryada bir araya gelip,  deprem esnasında yaşamını yitiren Kaynaşlı’nın 50 genci için ağlıyor…

İşte o fotoğraf bu anı yansıtıyor…

Antakyalı, Eşref Amca’yı ilk ve son kez orada görür. Vakit kaybetmeden makinasından filmleri çıkarıp,  E-5 kenarına gelir ve Ankara’ya giden araçlardan birine el eder.  “Gazeteciyim” der, “Bu filmleri Ankara’ya göndermem gerekiyor.  Evinizin adresini verin, ajanstaki arkadaşlar sizi bulur.” Otomobil sürücüsü, “Öyle şey olur mu? Ben kendi elimle bu filmi Anadolu Ajansı’na bırakırım. Size bir katkımız olacaksa ne mutlu” diye yanıt vererek, teslim aldığı filmlerle yoluna devam eder.

 

VE MEDYADA EŞREF CENGİZ EFSANESİ BAŞLIYOR

 

Ertesi günü Türkiye yayınlanan hemen bütün gazetelerinin birinci sayfalarında ve dünya ajanslarında Eşref Cengiz’in fotoğrafı yer alır. 12 Kasım Düzce depreminin sembol fotoğrafı olur. O günlerde İstanbul’da dünya liderlerinin katıldığı bir zirve yapılmaktadır.  Yabancı basının gözü Türkiye’dedir. Üstüne üstlük bir de deprem meydana gelince Eşref Cengiz’in fotoğrafı dünya medyasının gündemine oturur.  Anadolu Ajansı fotoğrafı abonelerine servis eder ve zamanla bu kare hafızalara kazınır. Öyle ki, ne vakit deprem konusu gündeme gelse veya bir yerlerde sarsıntı olsa,  bu fotoğraf gazete editörlerinin imdadına Hızır gibi yetişir. 

Abdurrahman Bey’in fotoğrafı  ‘iyi niyetli’ amaçlı kullananlara diyeceği bir şey yok:

Beni ‘sizin fotoğrafınız şurada kullanılmış, şu belediye kullanılmış’ diye o kadar çok kişi arıyor ki… Hangi amaçla kullandıklarını soruyorum.  Yeni kurulan sivil savunma birliğinin tanıtımından tutun da Jeoloji mühendislerinin düzenlediği sempozyumun afişlerine kadar birçok yerde…

 

“ADAM ALMIŞ FIRININ AÇILIŞINDA KULLANMIŞ!”

 

Ama kazın ayağı öyle değil…  Kulağına öyle şeyler gelir ki, inanılması gerçekten güç:

“Acıyı sembolize eden fotoğrafın peşine düşecek değilim. Bu fotoğraflar bir farkındalık yaratmada, iyi niyetli çabalarda kullanılıyorsa diyeceğim bir şey yok. Böyle durumlarda nezaketen arayıp izin istiyorlar. İyi bir iş, olumlu bir şey içinse amenna! Ama sıkıntı yaşadığımız hadiseler de olmadı değil. Adam almış bir fırının reklamında kullanmış. Böyle saçmalık olur mu? ‘Acıya saygı gösterin, çok ağır dava açarım’ dedim, kaldırdılar…”

 

AFGANİSTAN’DAN AZERBAYCAN’A EŞREF AMCA…

 

Hikâyemiz bitti gibi görünse de asıl bundan sonra başlıyor…

Öyle ki Eşref amcamızın fotoğrafını Azerbaycan’dan İran’a, oradan da Afganistan’a kadar uzanan bir coğrafyada neredeyse sahiplenmeyen kalmamış.

Antakyalı’yı dinlemeye devam edelim:

Azerbaycan, İran, Afganistan… Hatta daha da doğuya gittiğinizde telif konusu tam anlamıyla evlere şenlik. İran'ın bir bölgesinde deprem oluyor,  adam  internet üzerinden bir şekilde bu fotoğrafa ulaşmış. Hiç tereddüt etmiyor, ucuz işçilik! Oralardaki medyayı takip etme şansımız yok.  Ora halkı, fotoğrafın kendi ülkesinde yaşanılan depremde çekildiğini zannediyor. Azerbaycan’da, İran'da yaşanan depremlerin yıl dönümlerinde bizim fotoğraf dolaşıma giriyor. Bir arkadaşımız ‘Bu fotoğraf Düzce'de çekildi’ diyor. Karşısındaki ‘yalan söylüyorsunuz, İran'da çekildi’ diyor. Bir diğeri ise  ‘Keşmir depremine ait bir kare’ olduğunu iddia ediyor.  Daha da ilginç örnekler de yok değil! Geçenlerde bir kızımız forumlarda şöyle yazıyor:  ‘Fotoğraf tamamen düzmece. Bu kişi bizim komşu, o ölmedi, yaşıyor’…  O kıza ‘komşunuzun adı ne’ diye mesaj gönderdim. Verdiği cevap şu:  ‘Bizim değil amcamın komşusuymuş’…  Bu kez de ‘amcanızla görüşebilir miyim, konu benim için önemli’ dediğimde verdiği cevaba bakar mısınız:  ‘Sizi tanımıyorum, telefonunu veremem!’… Güler misin, ağlar mısın?

 

DEPREMİN GÖRSEL SLOGANI OLMUŞTU

12 Kasım 1999 Düzce depreminde Abdurahman Antakyalı tarafından çekilen Eşref Cengiz’in fotoğrafı depremin sembolü olmuştu. Eşref Cengiz 2004 yılında kanserden vefat etti.  Usta fotoğrafçı Antakyalı şöyle konuşuyor: Bu fotoğraf depremin görsel sloganı oldu. Basit, etkili ve duygusunu okuruna çabuk geçiriyor. Bir kişinin olayı anlayabilmesi için temel unsurları içinde barındıran bir fotoğraf…

 

YUNAN MEDYASININ EŞREF AMCA CİNLİĞİ

Yunan gazetelerinden Star Press 31 Haziran 2016 tarihli nüshasında, ülkenin içinde bulundu ekonomik kriz neticesinde oluşan emeklilerin mağduriyetini bu fotoğraf üzerinden resmetmişti. Oysa ki, manşetten kullanılan fotoğraf, 1999’da meydana gelen Düzce depremini yaşayanlardan Eşref Cengiz’e aitti… Üstüne üstlük Yunan Gazetesi haberinde Eşref Cengiz’i Yunan vatandaşı gibi gösterdi…

 

FOTOĞRAFIN USTA İSMİ

Abdurahman Antakyalı, İskenderun’da doğdu. Gazi Üniversitesi Basın Yayın Y.O. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümünde üniversite eğitimimi tamamladı. Meslek yaşamına 1989 yılında başladığı Anadolu Ajansı adına yurtiçi ve yurtdışında savaş, spor, siyaset gibi alanlarda çok sayıda önemli olayı takip etti. Aynı ajansta yöneticilik yaptı. 1999-2003 yılları arasında Foto Muhabirleri Derneği başkanlığı görevini yürüttü. 2003 yılında yayına başlayan basın fotoğrafçılığı portalı fotomuhabiri.com

 

Haberi Yazdır
Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
KEŞKE BU AÇIKLAMAYI SİZİN GİBİ DİĞER BASIN CAMİASI DA AÇIKLASA, DENİZLİDE DE BELKİ BU RESİM YİNE BOY GÖSTERİYORDUR TABİ MAKSADINA GÖRE DEĞİŞİR, AMA BU YAPTIĞINIZ AÇIKLAMA ÇOK YERİNDE VE GÜZEL BİR ŞEY TEŞEKKÜRLER.
ÇOK GÜZEL BİR ŞEY YAPTINIZ - 21.3.2019

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%51,52

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8