Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
19.07.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Celal Erbay Yazdı...
Köşe Yazıları 27.06.2019 - 11:14:42

SEVGİLİ dostlar, geçtiğimiz Pazar günü İstanbul’da nev-i şahsına mahsus, hem propaganda dönemiyle hem de seçmenin kendi iradesini, en önemli varlığı kabul edip kim ne derse desin kendi bildiğini okumasıyla çok farklı bir seçim yaşadık.

Öncelikle ifade edeyim ki; propaganda dönemiyle çok değişikti. İstanbul seçimi… Sanki İstanbul bütün Türkiye sathında pilot bölge seçilmiş ve ülkede çok partili bir siyasetten iki partili bir siyasi yapılanmaya geçilmiş ve bu doğrultuda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi ilk uygulaması oluyordu. Bir bakıma “Başkanlık Sistemi” diye adlandırılan yönetim tarzının ileride nihai olarak varacağı noktayı, çok ama çok öne alınmış şekliyle geçen Pazar günü hep birlikte yaşadık.

Propaganda döneminde sanki İstanbul dışındaki 80 vilayet buradaydı. Nitekim biz de Düzceli Belediye Başkanı ve Milletvekili arkadaşlarımızla, İstanbul’da mukım olan Düzceli hemşehrilerimiz nezdinde biraraya  gelmeye, duygularımızı onlarla paylaşmaya özen gösterdik… Ama yalnız biz değil bütün iller İstanbul’da ve İstanbul’daki hemşerileriyle 23 Haziran  Pazar günü yapılacak olan seçimler etrafında muhabbet kuruyor, onları kendi kabullenişleri doğrultusunda aydınlatmaya çalışıyorlardı. Kısacası 23 Haziran seçimlerinin yüzü suyu hürmetine İstanbul’da dolu dolu bir “sıla-ı rahim” uygulanması yaşandı.

Şahsen bende yararlandım bu sohbetlerden. Nitekim İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda Ağrı Belediye Başkanı Sayın Savcı Sayan Beyin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin demokrafik yapısına yönelik değerlendirmeleri çok önemliydi. Şahsen çok istifade ettim. Kısaca bu seçim İstanbul bazında iyi bir kaynaşma ve yaygın toplum psikolojisinin, sosyolojik değerlendirmelerimize, toplumsal kolektif kabullenişlerimize yön vermede ne kadar etkin olduğunun canlı bir örneği oldu. Ama 23 Haziran bir gerçeğin, bir kere daha altını çizdi; ‘‘kim ne derse desin halk bildiğini okur.’’ Bu önceden de böyleydi, fakat bu gerçek bir kere daha ayan beyan varlığını hissettirdi ve bu milletin çarıklı erkânının hiç hafife alınmaması gerçeğini, onun ferasetinin, irfanının her zaman her yerde göz önünde bulundurulmasının şart olduğunu açıkça ortaya koydu. Yine şu gerçek bir kere daha ayan beyan göründü ki; en etkin ve kesin sonuçları veren anket sandıklardır, sandıklar…

 

SANDIĞIN DİLİ…

 

Öyle ise sandıklara kulak vermek, hatta sandığın dillendirdiği gerçeği kulaklarımıza küpe olarak takmak mecburiyetindeyiz… Peki öyleyse nedir sandığın dillendirdiği öğüt… Affınıza sığınarak anladığımı tercüme etmeye çalışayım. Sandık diyor ki; benden, yani sandıktan çıkan yetkiyi üstlenip kamu otoritesine bürünüp yalnız kendi eşinize dostunuza Bakan olmayın… Halkın, garip-gurabanın, yolda kalmışın, kimsesizin, hasılı herkesin Bakanı olun.

Sandık yine diyor ki; Milletvekili olup, sakın kendini halkın üstünde görme, sen sandıktan milletin vekili olarak çıktın. Şayet seçildiğin şehrin çay ocağında seni seçen halk ile bir arada tevazu içinde onlarla bir bardak çay içmezsen, onların vekili olduğunu unutur, onlardan aldığın yetkiye dayalı olarak oturduğun koltuğun derinliklerinde hayallerine dalıp kaprislerinin peşinde koşarsan seni affetmem. Sen milletin vekili olarak her yerde her zaman Milletin ruh kökünün temsilcisi ve savunucusu olacaksın…  

Sandık yine diyor ki; Belediye Başkanı olup, sakın israfa, yolsuzluğa göz yumma!.. Hatta bizatihi sakın böyle bir pisliğin içinde olma… Sen Belde-i Emin sıfatının sahibi olarak herkesin güven ve itimadını kazan ve bu sıfatlarla yoluna devam et…

Sandık yine diyor ki; beni en çok etkileyen, benden çıkan kararın belirlenmesinde en müessir gayretin sahibi olan kadın kollarının mensubu hanımefendiler! Lütfen rehavete kapılmayın, bırakın şatafatlı gösterişli programları! Siz toplumsal değişimin temel aktörleri, cefakar çilekeş emektarlarısınız… Aynen eskisi gibi gösterişe kapılmadan kapı kapı dolaşmak, gönüllere ve hanelere girmek, mutfaklardan algıladığınız serzenişleri yukarılara taşımak sizin asıl işinizdi… Ne oldu, yoksa yoruldunuz mu?

Sandık yine diyor ki; ey gençlik kollarının yiğit delikanlıları! Hani o eski günler, hani beş dakikada direğin tepesine çıkıp albayrağı dalgalandırdığınız o güzel günler!...

No oldu, enerjinizi mi kaybettiniz, yoksa çakarlı arabalar, Reisi fersah fersah geride bırakacak havalı tavır ve davranışlar içinde ulaştığınız nailiyetler… Yoksa bu muydu ulaşmak istediğiniz hedefler… Hayır delikanlım, hayır titre ve kendine gel… Hiç unutma, sen merhum Arif Nihat ASYA’nın dediği gibi; Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın! Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın... Düştüğün yerden kalk ve hedefe doğru yürü, yürü delikanlım

Yine sandık diyor ki; ey il ve ilçe teşkilatlarının, ana kademenin cefakar mensupları, aksakalları!  Sizin hedefiniz birlik ve beraberlik şuur ve idraki içinde, milletin muhkem bütünlüğüne doğru, tarihi imrendirecek şekilde, kendisi için istediğini başkaları içinde isteyen bir karakter yapısında ülkeyi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmak olmalıdır. Ama  görüyorum ki senin tek hedefin bir sonraki süreçte daha üst basamaklara tırmanmak ve şahsi geleceğinin teminatı doğrultusunda sevdalısı olduğun koltuğun sürekliliğini temin etmek… Hayır olamaz! Sen koltuk sevdalısı olamazsın, sen kendini Milletin geleceğine adamış bir serden geçti, çilekeş vatan evladısın! Artık bırak hesabiliği, uyan kendine dön ve temel vasfın olan hasbilik vasfına bürün!...

Yoksa 65 yaşında olmasına rağmen durmadan, dinlenmeden her yeri dolaşan ve herkese ulaşan Reisin hakkı haram olur bizlere!..

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.     

Haberi Yazdır
Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8