Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Böbrek taşı hastalığına dikkat
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Alpaslan Yüksel, yaz aylarında sıklığı artan böbrek taşı hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi.
Sağlık 1.07.2020 - 11:43:53

Böbrek taşlarının normalde idrar içinde erimiş halde bulunan bazı minerallerin çeşitli nedenlerle kristalize olması ve bu kristallerin böbrek kanalları içerisinde birleşmesi sonucu oluştuğu bilgisini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yüksel,  “Dünyada sıklık oranları coğrafi bölgelere göre değişmekle birlikte ülkemizde bu oran oldukça yüksektir. Hemen hemen çocuklar da dahil olmak üzere her yaşta görülmesine rağmen en sık 30-60 yaş arasında ortaya çıkar ve erkeklerde daha sık görülmektedir.” dedi.

 

“ÖNEMLİ FAKTÖRLERDEN BİRİ DE GENETİK YATKINLIK”

Böbrek taşlarının oluşumunda pek çok faktörün rol oynadığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Yüksel,  en önemli faktörlerden birinin de genetik yatkınlık olduğunu belirtti. Öğretim Üyemiz, Böbrek taşı olanların nerdeyse yüzde 40’ının, birinci derece yakınlarında taş öyküsü olduğunu da sözlerine ekledi.

 

“GÜNLÜK İÇİLEN SU MİKTARI AZALDIKÇA TAŞ OLUŞUMU RİSKİ ARTIYOR”

Bir diğer faktörün de yaşanılan coğrafya olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Yüksel, “Görülme sıklığı bölgeye göre değişmektedir. Asya ve Uzak Doğu ülkelerinde daha az görünürken, sıcak iklime sahip, su içme alışkanlıklarının kötü olduğu, Ortadoğu'da, Hindistan'da ve ülkemizde çok yüksek oranlarda gözükmektedir.” ifadelerini kullandı.

Protein ve karbonhidrattan zengin gıdaların tüketimi taş oluşum riskini artırırken, lifli gıdaların azalttığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Yüksel, “Günlük içilen su miktarı azaldıkça taş oluşumu riski de o kadar artıyor. Sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde ve özellikle yaz mevsiminde taş oluşumu daha sıktır. Bunda terleme ile su kaybının artması, böylece idrar miktarının azalması ve idrarda kristallerin çökmesini kolaylaştırıp taş oluşumuna sebep olmaktadır. Bazı ilaçlar, tekrarlayıcı idrar yolu enfeksiyonları, çeşitli böbrek hastalıkları, geçirilmiş bağırsak ameliyatları ve gut hastalığı gibi metabolik hastalıklar da taş oluşumuna neden olan diğer faktörlerdir.” diye konuştu.

 

“DÜZENLİ ARALIKLARLA KONTROL EDİLMELİ”

Böbrek taşı olan hastaların yüzde 80-90'ında taşa bağlı şikayet olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Yüksel, “Bir kişinin vücudu böbrek taşı üretmeye eğilimliyse, şikayeti olsun olmasın kişinin düzenli aralıklarla kendisini kontrol ettirmesi lazım. Belirtiler taşın bulunduğu yere göre değişiklik göstermekle birlikte idrar akışını engelledikleri durumda bel bölgesinde bazen de kasığa yayılacak şekilde şiddetli ağrı hissederler. Bu ağrılar tipik olarak zaman zaman çok şiddetlenen zaman zaman hafifleyen fakat tam olarak hiç geçmeyen (kolik ağrı) yapıdadır. Bunun dışında hasta idrarda kana bağlı kırmızılık (hematüri), bulantı, kusma, karın şişliği gibi şikayetlerle başvurabilirler. Taş aşağıya doğru düşüp idrar kanalını tıkadığında işeme ile ilgili zorluklar ortaya çıkabilir.” dedi. 

Taşlar bazen enfeksiyona neden olup ateş, üşüme, titreme, terleme, halsizlik, böbrekte ağrı, idrar yaparken şiddetli yanma, bulanık ve bazen kötü kokulu idrar yapma gibi şikayetlere sebep olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyesi, “Bu durum bazen basit idrar yolu enfeksiyonu gibi meydana gelirken bazen de ölüme bile sebep olabilen ciddi böbrek enfeksiyonlarına sebep olabilir. Bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora danışmak gereklidir.” ifadelerini kullandı.

Taş tedavisini; taşın yeri, boyutu, sertliği ve hastanın böbrek anatomisi ile genel durumuna bağlı olarak ilaç tedavisi (medikal tedavi) , vücut dışından şok dalga taş kırma tedavisi ve cerrahi yöntem (endoskopik yöntemler - açık cerrahi yöntem) olmak üzere 3 ana grupta sınıflandırılabileceğini dile getiren Üroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel, “İlaç tedavisi düşebilecek büyüklükteki yani 5mm’den küçük taşlarda taşların düşmesine yardımcı olmak, mevcut küçük taşların büyümesini engellemek veya taşların yeniden oluşmasını engellemek için verilen ilaç tedavilerini kapsamaktadır.” şeklinde konuştu. 

Vücut dışından şok dalga taş kırma tedavisi (ESWL) hakkında da bilgiler paylaşan Öğretim Üyesi Yüksel, “Günümüzde de taş tedavisinde anestezi ve cerrahi müdahale gerektirmeden yaygın bir şekilde uygulanan modern taş tedavi yöntemidir. Vücut dışındaki bir kaynaktan elde edilen yüksek frekanslı ses dalgalarının (şok dalgaları) taşa odaklanarak taşın parçalanması esasına dayanır. Özellikle 2 cm’den küçük, konumu uygun taşlarda sık uygulanmaktadır.” ifadelerini kullandı.

 

“AÇIK CERRAHİ YÖNTEM ARTIK NEREDEYSE TERKEDİLDİ”

Cerrahi yöntemi ise endoskopik ve açık ameliyat şeklinde sınıflandırıldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Yüksel, “Günümüzde endoskopik cihazların modernizasyonu ve cerrahi deneyimin artması ile birlikte ameliyatların nerdeyse yüzde 90’ı endoskopik yöntemle uygulanmaktadır. Endoskopik yolla taşın çıkartılması ya idrar yollarının son kısmından (Üretra) vücuda girilerek hiçbir dokuyu kesmeden böbreğe kadar ulaşılmayı sağlayan kameralı endoskopik aletlerle yapılan yöntem (Rigid URS -Fleksible URS) veya bel bölgesinde deride 1 cm uzunluğunda küçük bir alan kesilerek dokuların arasından tünel oluşturularak taşa ulaşmayı sağlayan yöntemden oluşur (PCNL). Bu yöntemlerle taşa ulaşıldıktan sonra mekanik olarak veya holmium lazer ile taşlar kırılarak çıkartılır. Açık cerrahi yöntemde artık neredeyse terkedilmiş olup sadece çok büyük komplike taşlarda veya endoskopik cerrahilerde oluşan komplikasyonlarda uygulanmaktadır.” dedi. 

 

“HASTA ERTESİ GÜN TABURCU EDİLEBİLMEKTEDİR”

Fleksible Ureterorenoskopi (lazerle böbrek içinde taş kırılması) yöntemi hakkında bilgiler paylaşan Öğretim Üyesi, “Son yıllarda böbrek taşlarının endoskopik tedavisinde kullanılan herhangi bir dokunun kesilmesine ihtiyaç duyulmadan direk idrar yollarıyla böbreğe ulaşılıp holmium lazerle taşın kum haline getirildiği yöntemdir. Böbrekteki taşlara güvenle uygulanmakta ve hasta önemli bir komplikasyon olmadığı takdirde ertesi gün taburcu edilmektedir. Bu yöntem hastanemizde yaklaşık 5 yıldır başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.” şeklinde konuştu. 

 

“GÜNDE 2-2,5 LİTREDEN AZ OLMAMAK KAYDIYLA BOL SU TÜKETİLMELİ”

Taş oluşumunu veya tekrarını önlemek için birtakım yaşam tarzı değişiklikleri son derece önemli olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yüksel “Bunlar günde 2-2,5 litreden az olmamak kaydıyla bol su tüketmek, çay, kahve ve kola gibi gazlı içecekleri kısıtlamak, protein ve tuzdan fakir, liften (meyve ve sebze) zengin beslenmek, şekerli gıdaları az tüketip, taş oluşumunu engelleyen sitrat içeren limon gibi turunçgil tüketimini artırmak, düzenli egzersiz ve yürüyüş yapmak.” diyerek açıklamasını tamamladı.

Haberi Yazdır
Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8