Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Celal Erbay yazdı...
Köşe Yazıları 8.07.2020 - 17:29:32

SEVGİLİ dostlar; önemine binaen bu hafta da Ayasofya üzerinde sohbetimize devam edeceğiz. Sakın dört haftadır niçin bizi bu konuya kilitledin, demeyiniz lütfen. Şundan emin olunuz ki; Türk milletinin geleceğine yönelik Türkiye’nin ayaklarına vurulan prangalardan biri de Ayasofya’nın tarihi statüsü üzerinde 1934’de gerçekleştirmiş olan bu değişiklik ile pratiğe yansıtılmıştır.

Dolayısıyla, Ayasofya’nın tapu kayıtlarına, kendi öz sivil hukuki yapı ve Vakfiyesi’nin taşımış olduğu şart ve kayıtlarına uygun olarak aslına, yani Camiye dönüştürülmesi; ayaklarımızdaki prangalardan birinin daha sökülüp atılması demek olacaktır.

 

TAPU KAYITLARINDA AYASOFYA

Taa başlangıçta ifade ettiğim gibi 1923’de Cumhuriyetin kurulmasını müteakiben 11 yıl Ayasofya Camii ve Feth-i Mübin’in sembolü olmaya devam etmişti. Nitekim 1936 tarihli tapu senedinde dahi, Ayasofya Camii’nin sahibi Ebulfetih Sultan Mehmed Vakfı görülmektedir. Dolayısıyla Ayasofya’nın ne olacağı, nasıl kullanılacağı, kendisinden ne şekilde yararlanılacağı ancak Ebulfetih Sultan Mehmed Vakfı’nın Şartnamesine göre belirlenecektir.

Zira yalnız bizde değil, bütün dünya hukuk sistemlerinde vakıf malları üzerindeki tasarruf ve idare şekli Vakfın Şartnamesine göre yapılmalıdır. Sivil hukukun gereği budur.

19 Kasım 1936 tarihinde Ayasofya’ya yönelik düzenlenmiş olan tapu kütüğündeki kayıt aynen şöyledir: 57 pafta, 57 ada, 7. parselde Türbe, Akarat, Muvakkithane  ve medreseden  oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, Ebulfetih Fatih Sultan Mehmed Vakfı üzerindedir… Nitekim Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘‘2019 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’’na  yönelik geçtiğimiz ay içerisinde düzenlemiş olduğu basın toplantısında bu tapu kayıtlarını ve Vakfın banisi Fatih Sultan Mehmed Han’ın vasiyetnamesini bütün dünyanın gözleri önüne bir kere daha sermişti.

 

PEKİ ÖZEL MÜLKÜ DURUMUNDAKİ AYASOFYA’YI CAMİ OLARAK VAKFEDEN FATİH’İN BU HUSUSTAKİ VASİYETİ NE İDİ?

Bizzat Vakfın banisi Fatih Sultan Mehmed Han tarafından Ayasofya Camii’nin gelecekte karşılaşması muhtemel tehlikelere yönelik adeta bir vasiyetname düzenlemiş ve ileride Ayasofya’yı Cami dışında kullanacak olanlara, buna rıza gösterenlere yönelik ‘‘Allah’ın, Peygamber’in, meleklerin ve bütün Müslümanların ebediyyen laneti onların üzerine olsun, Azapları hafiflemesin, Hesap Günü onların yüzüne kimse bakmasın…’’ diye kayıt düşülmüştü.

Vakfın, vakfiyesi ve Sultanın vasiyetnamesi bu kayıtları taşıyorsa yapılacak iş; bugünkü mevcut durumu vakıf kurup özel mülkü statüsündeki Ayasofya’yı Cami kaydıyla vakfa bağışlayıp tescil ettiren vakfın banisi Fatih Sultan Mehmed Han’ın isteği doğrultusunda onu eski haline dönüştürmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki; bizim hukuk tarihimizde Cami olarak vakfedilen bir taşınmazda bir vakit namaz kılınmış ise artık orası sonsuza dek Cami olarak varlık ve statüsünü devam ettirecektir. Hiç kimse ona dokunamaz, onun statüsünü değiştirmeye kalkamaz… Ayasofya’da ise değil bir vakit, 1453’den 1934’e kadar tam 481 yıl boyunca 2405 vakit namaz kılınmıştır.

Bazılarının iddia ettiği gibi günümüzde gerçekleştirilmesi düşünülen bu dönüşümün bir riski olur mu? Bilemiyorum… Ama benim asıl bildiğim risk; Allah’ın lanetinden korkmamaktır...

Şu hususu da ifade etmek isterim; elbette Ayasofya’yı sahibinin isteği doğrultusunda Camiye dönüştürmek, Türk Milletine yakışır bir şekilde  ‘‘Ahde vefa’’ anlayışı içerisinde, Ecdadın vasiyetine sahip çıkma adına olmalıdır. Şayet bazılarının iddia ettiği gibi asla rücu mahiyetindeki bu dönüşümde bir risk varsa, bu riski göze alacak olan O gözü kara Yiğit, bilerek ve inanarak Türkiye’nin ilelebet devam edecek olan İstiklal ve İstikbaline hizmet etme şerefinin sahibi olacaktır.

 

PEKİ BU İŞİN BİR RİSKİ VAR MI?

Bu işin en büyük riski geçen haftaki yazımda kısaca değindiğim Lozan Antlaşmasının 39-40. maddelerinde yer alan ‘‘Hristiyanlar ve Hristiyanlara ait ibadethaneler…’’ibaresinden  güç alacak olan bazı Ortodoks organizasyonların lobi faaliyetlerini girişip  karşımıza çıkma cesaretini gösterme ihtimalleridir. Nitekim Rus Ortodoks Kilisesi  ‘‘Ayasofya’nın müze statüsüne değiştirme girişimleri, kırılgan dengeleri değiştirmeye yol açacaktır’’ diyerek tepkisini ortaya koymuştu.

Yine Yunanistan İstanbul’un fethinin 567.yıl dönümünde Sayın Cumhurbaşkanımızın Ayasofya’da Fetih süresini okumasından rahatsız olmuş ve Atina’da yayınlanan Kathimerini Gazetesi ‘‘ABD, Türkiye’yi Ayasofya’ya saygı duymaya çağırdı’’ başlığını atmıştı.

ABD’nin, Yunanistan’ın tahrikiyle Ayasofya konusunu “2019 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu”na taşıması üzerine Dışişleri Bakanımız Sayın Çavuşoğlu, yapmış olduğu basın toplantısında, başta ABD olmak üzere Rus’una da, Yunan’ına da, Ayasofya’nın tapusunu, Fatih’in vasiyetnamesini bizzat göstermiş ve “Ayasofya kesinlikle Uluslararası bir konu değildir. Kimse Türkiye’yi sorgulayamaz” diyerek bütün dünyayı uyarmış, ayrıca “Ayasofya’yı nasıl değerlendireceğimize biz karar veririz” diyerek Türkiye’ye akıl vermeye kalkanları  “abesle iştigal” etmekle nitelendirmişti.

Sayın Cumhurbaşkanımız da, “Ayasofya konusunda Ülkemize yöneltilen ithamları, doğrudan egemenlik haklarımıza saldırı” olarak ilan etmişti.         

 

SONUÇ:

Ayasofya, Doğu Roma İmparatorunun özel mülkü iken Uluslararası Hukuka göre 1453’de galip devletin Devlet Başkanı Fatih Sultan Mehmed’e özel mülk statüsünde intikal etmiştir. Buna rağmen Fatih Sultan Mehmed Han, İmparator’un Vakfına şahsi hesabından 55.000 duka altın ödeyerek, Ayasofya’nın yalnız Uluslararası hukuka göre değil, satış yoluyla sivil hukuka göre de sahibi olmuştur.

Fatih tamamen özel mülkü statüsünde olan Ayasofya’yı, adına kurmuş olduğu Ebulfetih Sultan Mehmed Vakfına, Vakfen cami olarak tescil ettirmiştir.

İçerisinde 481 yıl boyunca, 2405 vakit namaz eda edilmiş olan Ayasofya 1934’te müzeye dönüştürülmüştür.

Bugün ise Ayasofya, çevresindeki minarelerden yükselen ezan sesleriyle hasret giderip, kendi duvarlarına sinen, kubbesinin derinliklerine yuvarlanan tam 481 yıllık Kur’an sedalarının hala kubbesinin yuvarlağında ve duvarları arasındaki yankılanmalarına kulak vererek teselli buluyor ve aslına döndürüleceği günleri hasretle gözlüyor… Aynen Yusuf’un yolunu gözleyen Yakub misali…

Biz de hissediyoruz onun hasretini, biz de bekliyoruz onunla beraber, hem de Yakub misali; ayağına vurulan prangaları çözüp, onun kapılarını tekrar secdegah olarak bütün kainata açacak olan O Gözü Kara Yiğidi.

Biz de bekliyoruz, tarih de bekliyor, gelecek de bekliyor, geçmiş de bekliyor, bizimle beraber alem-i ervah bekliyor, zerrat-ı alem bekliyor…

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.   

  

 

Haberi Yazdır
Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
sn cumhurbaşkanımız 1 yıl önce buranın cami olması ile ilgili taleplere karşı çıkmış, hatta bunu yapacak kadar siyasi istikametimi kaybetmedim demiştir. Bu sözleri kesinlikle doğrudur. Bu gün de durum böyledir. belli bir azınlık kesimin bu konuda ısrarcı olması ve bu gereksiz değişime sebep olmaların ülkeye hiç bir fayda getirmeyecektir.
cahit erdem - 14.07.2020

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%47,22

Helal olsun Ayasofyayı açtık bütün sorunları hallettik. Yoksulluk, işsizlik, geçim derdi, eğitim ulaşım, corono yı hallettik çok şükür derdimiz kalmadı. Bugüne kadar nerdeydiniz be abi.
Derdimyok - 11.07.2020

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8