Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
19.07.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

Kutlu Doğum Haftası

17.04.2014 - 08:24:36

'KUTLUDoğum Haftası' yüce dinimizin peygamberi, beşeriyetin yol göstericisi, gönüllerin sultanı, örnek insan Hz. Muhammed (a.s.)'ın, miladi takvimde doğum günü olan 20 Nisan'ın içinde bulunduğu haftaya denir.

 

Bu hafta, Türkiye Diyanet İşleri Bakanlığı’nın öncülüğünde 1989'dan beri, önceleri 20-27 Nisan, daha sonraları ise 16-20 Nisan tarihleri arasında 'Kutlu Doğum Haftası' olarak her yıl, en az bir hafta süreyle kutlanmaktadır.

 

Gerçi hicri takvime göre 1 Muharrem 'Mevlid-i Nebi', Peygamberimizin doğumu, o günün ikindi vaktinden sabah namazına kadar, 'Mevlid Kandili' olarak milletimiz tarafından kutlanmaktadır. Fakat bu kutlama, tamamen bireysel olarak, her bir ferdin, kendi kabulleniş ve hissiyatı doğrultusunda, daha çok ibadet içerikli, efendimizin ruhuna hediye edilmek üzere, Kur'an-ı Kerim okuma, salat ve selam getirme, nafile namaz kılma ve bunun sonucu, onun şefaatini talep etmeye yönelik yalvarış ve dua şeklinde gerçekleşmektedir.

 

PEYGAMBERİ ÇAĞA TAŞIMAK

 

Halbuki Peygamberimizi çağa taşımak, onun söylemlerini ve üslubunu, beşeri münasebetlerdeki kriterlerini güncelleştirmek ve toplum fertlerinin onun ahlakıyla, evrensel örnek davranışlarıyla bütünleşmesini ve kaynaşmasını temin etmek, hem toplumun bütünlüğü, huzur ve mutluluğu açısından, hem de devletin vatandaşını, toplumun temel değer ve kabullenişleri doğrultusunda bilgilendirme zorunluluğu açısından, yerine getirilmesi 'olmazsa olmaz' niteliğinde bir kamu görevi borcudur.

 

İşte Diyanet İşleri Başkanlığı bu görevi bihakkın yerine getiriyor, bir hafta süreyle çok yaygın bir şekilde düzenlemiş olduğu konferans, panel, sempozyum, seminer, bilgi yarışmaları vasıtasıyla halkımızın, Peygamberimizin hayatına, söylemlerine, örnek ahlak ve davranışlarına yönelik, bilgilendirilmesini temin etmiş oluyor. Böylece halkın değişmez rehberine, gönlünün sultanına hasılı Peygamberine yönelik, bilgisi ve sevgisi, sevdaya dönüşen bağlılığı güncellenmiş ve dolayısıyla tazelenmiş oluyor.

 

Bu hizmeti ve bilgilendirmeyi müftülükler vasıtasıyla gerçekleştiren Diyanet İşleri Başkanlığı, bilgi üretim kaynağı olarak o bölgedeki İlahiyat Fakülteleri ve İmam-Hatip Liselerinden de yararlanmaktadır. Böylece halkımızın İlahiyat Fakülteleri ve İmam Hatip Liseleriyle de yakından tanış olup, kaynaşıp bütünleşmesi de temin edilmiş olmaktadır. Düzce Üniversitesi (DÜ) İlahiyat Fakültesi ve Düzce İmam Hatip Liseleri inşaallah bu hususta, Muhammedî bilgi ve sevginin Düzcemiz’de yaygınlaşıp örneklenmesinde önemli görev ve fonksiyon icra edecektir.

 

TARİHTE KUTLU DOĞUM KUTLAMALARI

 

Peygamberimizin dünyayı şereflendirmelerine yönelik, bir geceye mahsus olmak üzere kutlanmakta olan 'Mevlid Kandili'nin geçmişte de, uzun süreli kutlandığına rastlıyoruz. Nitekim 13. asırda Erbil Atabeğ'i Muzafferüddin Gökbörü, 'Mevlid Kandili'ni iki ay süreyle kutlamaya başlamıştı. O dönemde de, bu münasebetle ilim adamları bir araya geliyor, gerçekleştirdikleri ilim-irfan meclisleri ve sohbet halkalarıyla toplumu bilgilendiriyor, halk da sokaklarda bir bayram havası içinde Peygamberimizin doğumunu kutluyordu.

 

Zira yüce dinimiz ve onu bize tebliğ eden örnek şahsiyet, bu güne kadar, dost-düşman hiç kimsenin kendisine bir eksiklik ve zafiyet atfedemediği mümtaz insan ve O'nun bizim için vitrinlediği sade ve seviyeli davranış tarzı, huzurlu ve mutlu dünyanın en büyük hayat kaynağı, güç, enerji ve moral odağıdır. İşte bu noktadan hareketle, dinî tefekkürü ve ona dayalı davranış ölçülerini, cami dışına taşımak, toplumun gönlüne ve hayatına sunmak,toplumsal irade beyanının oluşumunda ve toplumsal kolektif kararın şekillenmesinde, O'nu müessir kılmak, kamu görevi niteliğinde bir iştir.

 

GERÇEK VİCDAN HÜRRİYETİ

 

Ancak bu şekilde ferdin, gönlünü süsleyip bezemesi ve vicdanını doyum noktasına ulaştırıp kemale erdirmesi mümkün olabilecektir. Aksi takdirde vicdanı doyum noktasına ermemiş, milli ve manevi değer ölçülerinin ana kaynağı açısından, gerekli bilgi donanımını elde edememiş bir şahsa sizin 'din ve vicdan hürriyeti' tanımanız, temyiz gücüne sahip olmayan bir kişiye 'sözleşme serbestliği' vermeniz veya hiç parası olmayan bir şahsa 'seyahat hürriyeti' tanımanız kadar abestir.

 

İşte Diyanet İşleri Başkanlığı 'Kutlu Doğum Haftası' kapsamında, gerek ferdi, gerekse toplumsal düzeyde, vicdanları ana bilgi kaynağı ve temel örnek şahsiyetle buluşturmak, değerli ilim adamlarımızın araştırmalarını ve bu doğrultudaki düşüncelerini halka aktarabilmelerini temin etmek suretiyle, kamu adına çok önemli bir görev ifa etmekte ve milletimizin geçmişiyle, gerçek değerleriyle, tarihiyle bütünleşmesine çok büyük katkıda bulunmaktadır. Emeği geçen herkesi kutluyorum.

 

BU KADARINA GEREK VAR MI?

 

Şunu gayet açık söylüyorum ki; M.S. 570'de, 71'de, 610'da, bütün beşeriyetin Hz. Muhammed (a.s.)'a ne kadar ihtiyacı var idiyse, bugün de en az o kadar ihtiyacı vardır.

 

O gün ihtiyacı vardı. Zira dünyada insanlığın en çok muhtaç olduğu, huzur -sükûn, asayiş ve güven hiç kalmamıştı. Her tarafta kavga-dalaş, göç ve çöküntü hakimdi. Dünyanın her tarafında, içte ve dışta, savaş ve dini çekişmelerle, insanlar birbirine girmiş, adeta birbirini boğazlayıp duruyorlardı. Romalılar ve Yunanlılar başta olmak üzere, kuvvetli zayıfın kanını emiyordu.

 

Bütün dünyada sınıf farklılıkları vardı. Güçlünün ve saldırganın boyunduruğu altındaki köleler ve esirler acınacak halde idiler. Hele kadınlar hiçbir hakka sahip değildiler.

 

Bütün insanlığın bir kurtarıcıya ihtiyacı vardı. İşte 20 Nisan 571 Pazartesi gecesi, bütün beşeriyetin beklediği kurtarıcının, bir güneş misali doğup, dünyayı aydınlatıp, şenlendirdiği gecedir. 'Kutlu Doğum Haftası' programları da, bütün dünyayı aydınlatan, o güneşe tutulan ve o güneşin ışınlarını günümüze, evimize, ekranımıza, sokağımıza, insanımıza ve toplumumuza yansıtan dev bir aynadır. Kendimize, ailemize, çevremize, toplumumuza bakıp, son günlerimizin ve yakın bölgemizin tahlilini yaptığımız zaman, o dev aynanın yansıttığı Muhammedî ışınlara, en az başlangıçtaki kadar, bu gün de muhtaç olduğumuzu açık bir şekilde görürüz.

 

O, nur parıltısından bir demeti, O güneşin altuni ışınlarından bir tutam ışını, örnek olarak sizlere sunmak isterim...

 

Anamız Hz. Hatice ve amcası Ebu Talib'in vefatları Efendimizi çok üzmüştü. Kureyş'in baskıcı tutumu karşısında birazcık olsun nefes almak için yardımcısı Hz. Zeyd ile birlikte Taif'e gitmişti. Fakat tahmin edildiği gibi olmamış, Taif halkı Efendimizi çocuklara taşlatmıştı. Ama O, onların bu azgın davranışı karşısında bile şöyle yalvarmıştı Yaradan’a; 'İlahi, sen razı olasıya kadar, bu işte affını talep ediyorum.' Kendisini taşa tutanlara Allah'tan af ve hidayet diliyordu örnek insan.

 

Artık hasta yatağında son günlerini geçiriyordu. İrtihalinden iki gün önceydi. Kendini biraz iyi hissetmişti ki, bir tarafında Hz. Fadl, diğer tarafında Hz. Ali (R.A.) olduğu halde, onlara tutuna tutuna mescide gelmişti. Yüzünde izahı mümkün olmayan hoş bir tebessüm vardı. Ağır ağır minbere çıktı, yüzünü topluma döndü ve şöyle seslendi;

 

'Ey Müslümanlar, şayet birinize karşı fena bir muamelede bulunduysam onun karşılığını kabule hazırım.

 

- Kime vurduysam, işte sırtım, gelsin vursun.

 

- Kimin benden bir alacağı varsa, işte malım, gelsin alsın.'

 

Bu esnada Efendimizin talimatı doğrultusunda, bir fakire sadaka olarak üç dirhem veren şahıs, buna istinaden üç dirhem alacağının olduğunu söyler ve söz konusu para hemen kendisine verilir. Sen ne büyük örneksin Ey Nebi, himmet eyle, şefaat kıl bize!...

 

SON ANLAR... VE SON NEFES...

 

8 Haziran'a rastlayan Rebiül-evvel ayının Pazartesi günü idi. Öğleye doğru Efendimizin dermansızlığı daha da artmıştı, nefesi daralmıştı. Dili Allah'ı anmakta ve yalvarışla meşguldü. 'Ya Rab, ölümün şiddetine karşı bana yardım eyle. Canımı kolaylıkla al.' diye.

 

Yanına, içinde soğuk su olan bir kap koymuşlardı. Elini suya batırıyor, yüzünü ıslatıyordu. Zira hava sıcak, gökyüzü berraktı. Bu esnada elini kaldırdı, şahadet parmağıyla semaya işaret etti ve “Refik-i Alaya, Yüce Dost'a” dedi… Ve eli yanına düştü... Artık ne bir ses, ne bir nefes... Derin bir sükût ortalığı kaplamıştı...

 

Bizi öksüz koyup gittin, Yüce Dost'a kavuştun Ey Nebi, Salat'ü selam sana olsun Ey Resul... Dünya neye sahipse, hep sensin vasıta. Güzelliklere, aydınlıklara giden bütün yolları örnekleyen hep sensin, SEN... Binlerce salat ve selam olsun sana Ey Sevgili, En Sevgili.

 

Dünya neye sahipse, O'nun vergisidir hep;

 

Medyun O'na Cem’iyeti, medyun O'na ferdi.

 

Medyundur O masuma, bütün bir beşeriyet,

 

Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

 

Sevgili dostlar, hepiniz adına O'nun şefaatini talep ve niyaz ediyorum. O'nun ahlakında, O'nun yolunda ve sevgisinde hayat boyu bir ve beraber olma arzusuyla, kalın sağlıcakla. 

 

FOTOĞRAF: PEYGAMBERİMİZİN DOĞDUĞU  EV 




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Sayın Hocam,Allah sızden razı olsun.Bıze Efendımızı ne güzel takdim ettiniz.Biz ona ne kadar da muhtacız.Bazıları Efendimizi devre dışı bırakmanın gayreti içinde Milletimizin mayasını bozmanın gayretine koyulmuş elinden geleni yapmAnın gayreti içinde bulunmakta.Bu Millet kim ne derse desin Peygamberiyle bütünleşecek ve Efendimiz bu Milletin gönlünün ve kolektif şuurunun ve irade beyanının hakimi olacaktır.Böylece toplum kurtulacak,sokak kurtulacak geleceğimiz kurtulacaktı.Bunun öncüsü siz olacaksınız.Siz bu topluma ,bu Millete lazimsınız.Allah sizi bu Millete çok görmesin.
Tarihin Sesi - 17.04.2014

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,69

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8