Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
19.10.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

GEÇMİŞİNİ UNUTAN GELECEĞİNİ İNŞA EDEMEZ

3.12.2015 - 08:33:37

SEVGİLİdostlar; Kasım ayı, tarihte milletimizin büyük sürgünler yaşadığı, sonbahar hazanında sallanan boynu bükük yapraklar misali, ümitlerin sararıp solduğu, ocakların sönüp mazlumların sürgüne yollandığı bir aydır.

 

Geçen haftaki yazımda kısaca belirttiğim gibi, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük zalimlerinden biri olan ve yönetimi süresince tam 40 milyonu aşkın insanın katline hükmeden Stalin’in emri doğrultusunda, 1944 yılı 14-15 Kasım gecesi Ahıska Türkleri evinden ocağından alınıp, hayvan sevkiyatında kullanılan vagonlarda, çok uzaklara, Asya steplerine sürülmüşlerdi.

 

O büyük sürgünün, günümüzdeki yansımasına baktığımızda, karşılaştığımız sonuç şudur: 71 yıl önce, bir gece yarısı, ulu babalarının kabirlerini geride bırakıp sürgüne giden Ahıskalı kardeşlerimiz, bugün Türkiye dâhil dokuz ülkede, vatanlarından uzak bir şekilde, dağınık olarak yaşamaktadırlar.

 

 

PEKİ, AHISKA NERESİDİR?

 

“Ahıska” ismi, Dede Korkut Destanında geçmekte ve “Ak-kale” anlamında gelmektedir. Osmanlı döneminde Ahıska, %90 nispetinde Kıpçak Türklerinin, %10 nispetinde de Osmanlı İskân Politikası doğrultusunda Konya, Tokat ve Sivas’tan oraya yerleştirilen Anadolu Türklerinin yaşadığı 6400 km2 yüzölçümünde bir vatan toprağının adı… Coğrafi mekân olarak Ardahan ilimize bağlı Posof ilçesinin karşı tarafı.

 

Ahıska, daha önceleri İran Platosu’nda kurulan, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safavî Türk Devletlerine bağlı iken Osmanlı’nın 1578’de, Çıldır savaşında Safavîleri mağlup etmesiyle birlikte bizim idaremize geçmişti. Böylece Ahıska Milli kimliği, manevi değerleri, tarihi ve kültürüyle birlikte Anadolu’nun bir parçası haline gelmişti.

 

 

ÂSITANE’NİN GÜNEŞİ ERKEN BATMIŞTI!*

 

250 yıllık huzur dolu birliktelik daha fazla sürememiş, 1828’de meydana gelen Osmanlı-Rus Savaşı sonrası yapılan 1829 Edirne Andlaşmasıyla birlikte Ahıska ve çevresi Rusya’nın idaresine geçmişti. Edirne Andlaşması sonrası her ne kadar birkaç gel-git oldu ise de 1921 Moskova Andlaşmasıyla artık Ahıska tamamen Rusya’ya kalmıştı. 25 Şubat 1921’de Gürcistan’ın Sovyetler Birliği’ne katılmasıyla, Ahıskalılar hem Rus, hem de Hristiyan Gürcü mezalimiyle karşı karşıya kalmış, Türk ve Müslüman olarak yaşamanın bedelini çok ağır ödemişlerdi.

 

Ta ki, ikinci dünya savaşı gelip çatmıştı… Daha önceleri Sovyetler Birliğinde Müslüman unsurlar hiç askere alınmazken, Sovyetlerin, Almanlar karşısında zor duruma düşmesiyle, bu sefer Stalin, eli silah tutan yaklaşık 45 bin Ahıskalı Müslüman Türk’ü cepheye sürmüştü. Geride kalanlar ise yaşadıkları bölgenin Merkez’le ulaşımını geliştirmek için “BORCOM” demiryolu inşaatında boğaz tokluğuna çalıştırılmışlardı. Nitekim birçoğu kendilerine reva görülen kötü şartlar sebebiyle hayatını kaybetmişti.

 

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, yaşlı-genç, kadın-erkek demeden geride kalanlar da 14-15 Kasım akşamı Statlin’in emriyle Ortaasya ve Kazakistan’a sürgün edilmişti. Yolda soğuk, açlık ve hastalıktan binlerce insan ölmüş, daha sürgün mahalline varmadan halkın yüzde 30’u trenlerde telef olmuştu. Bu esnada yalnız çocuklardan ölenlerin sayısı 17 bin idi. Sağ kalanlar da, sürüldükleri yerlerde asker kontrolünde yaşayacaklardı.

 

 

HÜZNÜ YAD’A SALMAK-ACI GÜNLERİ ZİHİNLERDE HEP CANLI TUTMAK*

 

Sevgili dostlar, işte bu çileli sürgün hayatını yaşayan kardeşlerimizin evlatları dağınık olarak bugün, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Ukrayna ve Rusya Federasyonunda vatandan uzak kalmanın çilesini çekmeye devam etmektedirler. Bilhassa 1989 Fergâni olayları sonrası 40.000’e yakın Ahıska Türk’ü kardeşimiz Türkiye’ye gelmiş, 15.000 civarındaki kardeşimiz de mülteci olarak ABD’ye sığınmıştır.

 

Türkiye’ye gelen kardeşlerimizin çoğu Bursa’da olmak üzere, Antalya, Denizli, İstanbul, Iğdır, Eskişehir ve Çanakkale’de yerleşmiş bulunmaktadırlar. Dünyanın neresinde olursa olsun, 7’den 70’e her bir Ahıska Türkü’nün gayesi ve hedefi, yeniden Ahıska’ya, ata yurduna, vatan toprağına dönmek ve Stalin’in söndürdüğü ocakları yeniden tüttürmektir.

 

İşte kardeşlerimiz bu idealle, oluşturdukları dernek ve federasyonlar vasıtasıyla her yıl, sürgünün yıl dönümünde bir araya gelir, ata-babalarının çektikleri eziyet ve cefayı, vatandan uzak kalmanın hasretini dile getirir, acılı günlerini hatırlar, geçmişten ders alarak, hasret içindeki gönüllerini birliktelik şuuru içerisinde, karşılıklı saygı ve sevgileriyle dağlayarak, vatana kavuşmanın umuduyla dağılıp işlerine koyulurlar.

 

Bu yılki toplantı, “sürgünü anma ve anımsama” adı altında 20-21 Kasım’da Çanakkale’de düzenlenmişti. Sağ olsunlar beni de davet etmişlerdi. Birlikte, bir daha o günleri hatırlayıp, hiç unutmamak üzere hafızamıza kazıdık. Vatana kavuşma umuduyla, bu yolda başarıya ulaşabilmek için birbirimize basiret, azim, cesaret, gayret, itidal ve bencillikten uzak hasbîlik temenni ve niyazında bulunduk.

 

AYNI ACILARI DÜZCELİ HEMŞEHRİLERİM DE ÇEKTİ

 

Sevgili dostlar bizler de, bir Düzceli olarak, toplumsal birlikteliğimizi pekiştirmek ve elde ettiğimiz huzurlu günlerimizin devamlılığını sürdürebilmemiz için, mutlaka hem ferdî, hem de toplumsal hafızamızı yenilemek ve sürekli canlı tutmak mecburiyetindeyiz.

 

Geçmişe dönüp, hafızalarımızı biraz yokladığımızda Düzce’nin insan unsurunun neredeyse yarıya yakını, benzeri çileleri çekmiş, sürgünlere katlanarak imanlarının bedelini ödemişti. Her ne kadar Balkan kökenli hemşehrilerimiz açısından, Devletin hükümranlığı altındaki bir bölgeden diğer bir bölgeye intikalden söz edebilecekse de, kulaklarımızı çevremizin gürültüsüne tıkayıp biraz derinlere daldığımızda, Balkan sırtlarında seyreden kağnıların tekerlek gıcırtılarını ve ağlaşan bebelerin hıçkırıklarını gayet net duyarız.

 

Hele Kafkaslardan kopup gelen hemşehrilerimiz, Ahıskalı kardeşlerimiz gibi tamamen öz vatanından, ana-baba diyarından sürgün edilmiş mağdur ve mazlum insanlardır. Ahıskalı kardeşlerimizi 1944’de Stalin sürdü. Kafkas kökenli kardeşlerimizi de bundan 150-160 yıl önce Çar Nikola sürmüştü.

 

Nitekim Kafkaslardan ilk toplu sürgün 1854’te gerçekleşmişti. O tarihte sürgün edilen büyüklerimiz, İstilli ve Develibesni Çerkez köylerini oluşturmuşlardı. Daha sonra 1864’de yine Kafkaslardan daha büyük yoğunlukta bir sürgün gerçekleşmiş, onlar da başta Adıgeler olmak üzere diğer Çerkez köylerini oluşturmuşlardı.

 

Abhaz ve Acaralı Gürcü hemşehrilerimizin, büyükleri ise 93 harbinden sonra, 1878 yılı itibariyle sürgüne tabi tutulmuşlardı. En hazin sürgünü ise, eşya gibi tıka-basa gemilere doldurulup SOHUM limanından Karadeniz’e bırakılan Abhaz kökenli hemşehrilerimizin büyükleri yaşamıştı. Yolculuk esnasında bir kısmı açlık ve hastalıktan ölmüş, balıklara yem olmuşlardı. O kadar ki, sağ kalanlar karaya çıktıktan sonra, uzun süre balık yiyememişlerdi, yolculuk esnasında ölüp, denize atılan yakınlarının etini balıklar yemiş olabilir diye...

 

Gürcü hemşehrilerimizin büyükleri ise daha çok Batum’dan gemiye bindirilerek sürgüne tabi tutulmuşlardı. Nitekim gemi, sürgüne uğrayan Müslüman Gürcüleri Batum’dan alıp, sahil boyu limanlara uğraya uğraya, en son onları Akçaşehir limanında tamamen tahliye etmişti. Akçaşehir, Akçakoca’nın o zamanki adı idi.

 

Kısaca bizim büyüklerimizin çektiği eziyet ve cefa elbette ki, Ahıskalı kardeşlerimizin çektiklerinden az değildi. Ama benim sizinle paylaşmak istediğim bir husus var. Bizde de, gerek Balkan, gerekse Kafkas kökenli hemşehrilerimize, bilhassa kültürel canlılıklarını devam ettirmelerine yönelik, hizmet sunmak gayesi ile kurulan STK’lar var. Benim arzum bu STK’ların, büyüklerimizin sürgün esnasında çekmiş oldukları o eziyet ve cefayı “sürgünün yıldönümünde hafızalarımızı yenileyelim” adı altında veya başka bir adla dile getirmeleri ve böylece bilhassa genç nesillerin, tarihin hafızasına sahip olmalarına yardımcı olmaları ve onların geleceğe hazırlanmalarına katkıda bulunmalarıdır.

 

Ben bu hususta her türlü yardıma hazırım. Gördüğünüz gibi tarih tekekkür ediyor. 1854’te, 1864’te ve 1878’de Çar Nikola, 1944’te ise Stalin bizi yerimizden-yurdumuzdan sürdü, ocağımızı söndürdü. Bugün de Putin, Suriye’de Türkmen Dağını, Bayırbucak Türkmenlerinden temizlemek, onları öz vatanlarından kovmak için, bütün dünyayı karşısına almış bombardımanına devam ediyor.

 

Eğer ibret alırsak tarih tekerrür etmeyecektir dostlar! Bundan emin olunuz. Bunun da ilk şartı, hafızalarımızı hep canlı tutmak ve geçmişimizi unutmamaktır.

 

Hafızalarımızın hep canlı ve diri kalması ümidiyle, kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

 

*Âsıtane: İstanbul’un eski adı.

 

**Yad’a: Hafıza




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir. (Cemil Meriç) Değerli bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederim.
Özgecan Aslan - 9.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%46,86

Güleli Hoca rumuzlu arkadaşım, bireysel hukukta da, uluslararası hukukta da HAKLI değil miyiz? Anlamayacak ne var burda? Haklı olduk da hakkımızı mı veriyor Gürcistan??? SADECE OLARAK BU KONUDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN BİRTAKIM DİPLOMATİK GİRİŞİMLERDE BULUNUP KONUNUN HASSASİYETİNİ HATIRLATMASINI İSTEDİM o kadar. Davamız tabii ki hak, ama hakkımız veriliyor mu? HAYIR, malesef. Peki bunu nasıl alabiliriz? Türkiye'nin birtakım girişimiyle. Bir de, "Birilerinin elini kurtarıcı ilan ederek umuda davet etmeyin" demişsiniz, TÜRKİYE OLMASA O YASA BİLE ÇIKMAYACAKTI, bırak umudu, HAYAL bile edemeyecektik kendi topraklarımızı. Şimdilik en azından umut taşıyoruz Büyük Türkiye sayesinde çok şükür.
Rüstem Alioğlu - 9.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%54,59

Rüstem Alioğlu rumuzluyu anlayamadık. AHİM kanalı ile bireysel hukuki mücadele yolu gösteriyorsanız devlet yetkililerini baskıya davet etmenizde amacınız nedir? Hukuki süreçte haklı isen baskıya niye ihtiyaç duydun? Davanızın hak olduğuna inanmıyormusunuz? Baskıya davete gerek yok. Halka hakkı anlatın. İşbilmezleri başınızdan def edin. Halka asıl ve doğruyu gösterenlere bal bağlayın. Bu insanların kendi işini kendi yapacak gücü var. Birilerinin elini kurtarıcı ilan ederek umuda davet etmeyin.
Gülali hoca - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%47,03

Gürcistanın Ahıskalıları doğru anlaması, bölgenin ilelebed Gürcistan terkibinde kalması için tek yol buranın gerçek sahiplerine verilmesi gerektiğini nasıl işleyebiliriz?
Derviş - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%54,08

Öncelikle DÜZCE POSTASI yayın organına, bilahere kalem sahibine teşekkür ederiz. Manidar atılan başlıktan ders çıkarma adına muhterem hocamızın ardı sıra yazılarını da bekleriz. Hakikattir ki, yaklaşık 20 senedir AHISKA adına bocalayan bir takım kurum ve kuruluşlar bu halka geçmişini ve davasını unutturudu. Neyin mücadelesini verme gerektiği konusunda zihinler daha karmaşık hale geldi. Halkı farklı sorunlara yönlendirerek Bursa örneği gibi hem alet ettiler hem de işi işi cığırından çıkardılar. Birilerinin işine yarayan ortam oluşmakta, halk tesbih taneleri gibi dağılmakta. Attığınız başlık sorunu gören tarzdandır. Bu sebeple geleceğe yönelik somut öneri ve ilham verecek tekliflerinizi de bekleriz.
Birkul - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%53,46

1999 yılında Gürcistan, Avrupa Konseyi’ne üye olurken Ahıska Türklerinin geri dönüşleriyle ilgili yükümlülük üstlenmiştir. Buna göre Gürcistan, 1999’dan itibaren üç yıl içinde Ahıskalıların dönüşlerini başlatacak ve 12 yıl içinde yani 2011 yılında dönüş işlemini bitirecekti. Hatta eğer Gürcistan süre sonunda yükümlülüğünü yerine getirmezse Ahıska Türkleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açabilecek ve bu yolla vatanlarına dönmeyi talep edebileceklerdi. Ama Gürcistan yükümlülükleri yerine getirmemektedir, hâlâ getirmemeğe devam etmektedir. Şartlı birkaç maddeleri koymak, sorunu çözmek değildir. O şartlar da nedir? Birincisi, geleceklerin sadece Ahıska bölgesine değil tüm Gürcistan topraklarına yerleşmeleridir. Tiflis bu şartı, Ahıskalıların bölgeden 91 bin kişi çıkmasına karşın bugün dönecek olan rakamın çok olması ve bölgenin bunu kaldıramayacağı savına bağlıyor, bu çok saçma ve kültürümüze ters. İkincisi, Türklere verilecek kimliklerde Türk ve Müslüman yazmayıp Gürcü ve Hıristiyan yazacaktır. Böyle bir şey kabul edilebilir mi sizce Allah aşkına? Biz Hıristiyan mıyız hâşâ! Bu yüzden Gürcü Hükumeti acilen Ahıska Türklerine uluslararası hukuktan doğan haklarını geri vermesi gerekiyor. Bu konuda devlet yetkililerimizin de Gürcü hükumetine baskı yapmasını temenni ediyoruz. Saygılar.
Rüstem Alioğlu - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%47,03

Bunları yapanlar insan olamaz. Türk ve Müslümanlara bunu yapanlar insan olamaz Hayvan bunlar. Hemde vahşi hayvan. Şu müslümanların düştüğü duruma bakın. HAÇLI Seferi bunlar. Değişik kılıflar altıbda birbirimize düşürmek isterler bunlar. İnadına Tek yürek, Tek nefes olmak zorundayız.
Palandökenli-Erzurum - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%52,19

yorumcu kardeşim bunu zaten herkes biliyor. cerimesini ahirette çekecekler zaten. habu dünyada ha ahirett ne farkeder.
yorumsuz - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,96

TARİHTE OLDUĞU GİBİ TÜRKLER HER ZAMAN ATEŞ ÇEMBERİ İÇİNDE OLMUŞTUR. O ZAMANDA OLDUĞU GİBİ, BU ZAMAN DA BU ATEŞİ YAKAN VE TÜRK HALKLARINI ATEŞİN ÇEMBERİNE ATAN RUSLAR OLMUŞTUR. BAKIN AYNI TEZGAH, AYNI OYUN VE AYNI ZULÜM ŞİMDİ DE TÜRKİYE'YE YAPILMAK İSTENİYOR. TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.
ÖLÜRÜM TÜRKİYEM - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,97

Ahıskalı Türkler ben tanıdım tanıyalı yıllardır Ahıska’ya dönme mücadelesi veriyorlar ama maalesef bu konuda başarılı olamıyorlar, ya da bir gelişme oluyor fakat hemen akabinde olumsuz bir şey çıkıyor. Geriye gidersek, II. Dünya Savaşı’nın sona yaklaştığı o dönemde, Eski Sovyetler Birliğinde öz vatanlarından sürgün edilen yedi milletten (Karaçay, Tatar vs.)sadece Ahıskalılar geri dönememişlerdir. Vatana dönme yönündeki tüm girişimler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu başarısızlığın sonuçları ne yazık ki yeteri kadar da irdelenmemiştir. Yapılan haksızlıklar dünyaya tam anlatılamamış, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapılamamıştır. Birkaç cumhuriyete dağılmış olan Ahıskalılar istenildiği gibi birlikte hareket kabiliyeti oluşturamamışlardır. Korkutma, sindirme, engellemelere rağmen vatana dönüş mücadelelerinden vazgeçmeyen Ahıskalılar her şeye rağmen amaçlarına halen ulaşmış değillerdir. Onlar için sürgün hayatı devam etmekte ve her gün tekrar tekrar yaşanmaktadır.Onlara gerçek manada kucağını açan sadece ve sadece Azerbaycan ve Türkiye olmuştur. Allah bu iki devleti ve Türk devletlerini korusun.
Reşad İbrahimov - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%49,36

Hocam yüreğinize sağlık çok güzel özetleme olmuş. Allah bir daha bütün bu yaşananları bizlere yaşatmasın.
Sayit Ahıskalı - 8.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,68

Sayın Celal ERBAY hocam! Yazınız teknik bilgilerle birlikte manevi (hissî) bilgilerinizi de kattığınızdan dolayı muhteşem olmuş. Tebrik ederim. Fazla söze ne hacet! Bizim sıkıntılarımızı, dertlerimizi köşenizde çok güzel anlatmışsınız. Okuyucular da bundan yararlanmıştır. Söylemek istediğim bir şey var ki, sizi tanıyan herkes bunu kuşkusuz çok iyi bilmektedir: Ahıska Türkleri gündeme geldiğinden bu tarafa yıllarca dışarıda yaşayan Türkler konusunda olduğu gibi bizim de yani Ahıska Türklerinin her türlü dertleriyle de ilgilendiniz. Bilhassa gerek köşe yazılarınızda, gerekse de zaman zaman kamuoyunda gündeme getirerek Devlet Büyüklerimizin olaya hassasiyetle yaklaşmalarını sağladınız. Bir çok insanımızı da, Ahıska tarihiyle bilgilendirerek mazlum tarihimizin zihinlerde yansımasına katkıda bulundunuz. Bu yazınızdan dolayı ve bundan önce de Ahıska'ya çeşitli sebeplerle değindiğiniz kıymetli yazılarınıza göre Size, yazılarınızı yayınlayarak bilgilenmemize sebep olan duzcepostasi.com internet sitesi yayın grubuna ve saygıdeğer editöre şahsım ve tüm Ahıskalılar adına kalbî şükranlarımı sunuyorum. Bilgi, tarih yazıya geçilip anlatılırsa eskimez, hep canlı kalır.
Ruşen Ahıskalı - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%43,15

Hocam aynen yazmış olduğunuz gibi Osmanlı toprağı olan Ahıska'nın 1829 Edirne Antlaşması'yla sınırın diğer tarafında, Rusya'da kalmasıyla Ahıska Türklerinin bitmeyen çilesi başlamış. 1944 yılında sınırda tehdit oluşturdukları gerekçesiyle Orta Asya'ya sürgün edilen Ahıskalılar, 1989 yılına kadar Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan'da yaşamışlar. Fergana Vadisi'nde 1989 yılında çıkan olaylar yüzünden ikinci defa sürgüne mahkûm olan Ahıskalı Türkler yeniden Rusya ve Orta Asya'nın farklı ülkelerine dağılmışlar. Özellikle Azerbaycan ve diğer Orta Asya ülkelerinde kümelenmişler. Yaşadıkları ülkelerde, etnik ve dini çatışmaların arttığı dönemlerde vatansız insanlar olarak hep ezilmek ve arada kalmak zorunda kalmışlar.
Kikinetli - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%53,70

Saygıdeğer hocam siz Ahıskalıları sevdiniz, Türk Milletini sevdiniz, kısacası Türk olan herkesi çok ama çok sevdiniz. Bu hakikaetn güzel ve kolay kolay bir insanda oluşamayan bir duygu. İçinde Türk kelimesi geçen herşeyi çok ama çok sevdiniz. Öyle ki, Türklüğümüzden, Türk olmamızdan gururlanacak hale geldik. Yalnışa anlamayın -AF BUYURUN- ve ırkçılık yaptığımı sanmayın ama öğrencinizken anlatımlarınız, duygularınız bizim YÜCE TÜRK Milletinin ne kadar da asil olduğunu SİZ BİZE ÖĞRETTİNİZ ya da haturlattınız. Allah sizden razı olsun. Şimdi de yine Türk Milletinin kanayan yaralarından biri olan AHISKA konusunu işlemişsiniz. Bilgiler pratik ve çok doğru. Ahıskalı, Türk dilini aynı Türkiye'de yaşayan biri gibi birebir hiç değişiklik olmadan konuşan yegane halktır. Ne yazık ki 1944 yılından beri Rus zulmünü yaşamaktadır. Stalin, Gorbaçov ve saire hep zülmetmiş bu halka. Saygılar sunar, değerli yazınız için gönülden teşekkür ederim.
Ahıskalı Mustafa - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%45,76

Değerli Hocam, yüreğinize, kaleminize sağlık. Ahıskalı Türklerin yaşadıkları trajediyi, acıyı paylaştığınız ve duyurduğunuz için Allah razı olsun. Zaman hızlı akıyor, gündem hızlı değişiyor Ahıska sorununu gündeme taşımak, dikkatleri çekmek için güçlü kalemlere ihtiyaç vardır ve sizin yazınız bu anlamda bizler için çok değerlidir. Ahıskalı Türklerin vatana dönüş sorunu konusunda ufak gelişmeler yaşanmış olsa da şuanda süreç tıkanmış vaziyettedir. Bu sürecin yeniden canlanması için sizin gibi aydınların çığır açıcı görüşleri ve yönlendirmelerine ihtiyaç vardır. Bir hukukcu olarak Hukuk ve uluslararası hukukun yardımcı unsur olarak devreye sokulmasının faydalı olup olmayacağı konusunda da değerlendirmeleriniz ve yönlendirmelerinizi de bekliyoruz. Teşekkürler.
Elşan İzzetgil - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%51,30

Allah razı olsun. Bizi unutmadığınız için teşekkür ederiz.
Gurbetçi - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,18

Hocam yüreğinize sağlık, Allah razı olsun.
Salih Kumaş - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%53,98

Devlet olarak tekrar eski gücümüze ulaşmanın ve bir daha bu tür acıların yaşanmaması ümidiyle ,Önce Allahın yardımıyla sonra da siz değerli hocalarımızın klavuzluğuyla Ahıska Türkleri tekrar vatanlarına kavuşacaktır .inşaallah
Ahmet İzzetgil - 7.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%46,90

Saygıdeğer Hocam! Acılarımızı paylaştınız. Sizlere minnettarız. Hakikattir ki, serdettikleriniz bu gün tüm dünya müslümanlarının Türkiye`den hissettikleri şefkat elidir. Zalimin zulmü varsa bizim de Osmanlı varislerimiz var deyerek gururla yaşıyoruz. Tüm Ahıskalılar adına teşekkür ediyoruz!
Ali Ahıskalı - 5.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%52,81

Pek Muhterem hocam! Sizler var oldukça, AHISKA dramını yad edenler bulundukça umutlarımız yeşermekte, AHISKAda ocakların yeniden tüteceği günlerin daha yakın olduğunu düşünmekteyiz. İnanıyoruz ki, yetişmesinde büyük emek verdiğiniz gençlerimizin heyecanı dinamizme dönüşecek ve VATAN AHISKAya dönüş mücadelesinde sürgünlerde hayatını kayb edenlerin ruhunu da şad edecek mutlu yarınları Yüce Rabbimizin inayeti ile kazanacaklardır. Sizlerin sadakat rüzgarınız var oldukça yelkenlerimizin duracağı liman VATAN AHISKAdır. Eksik olmayın Hocam!
Ahmed NİYAZOĞLU AHISKALI - 5.12.2015

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%51,02

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8