Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
13.12.2018
Düzce Postası Android Uygulaması
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal Erbay

“KADININ GASP EDİLEN HER HAKKI TÜM İNSANLIĞA YÖNELTİLMİŞ BİR TEHDİTTİR”

8.3.2018 - 09:24:54

Evet  sevgili dostlar, dün TBMM’de grup toplantısında Sayın Cumhurbaşkanımız yapmış olduğu konuşmasında kadının gasp edilen hak ve hukukunun yalnız hakkın sahibi olan kadını mağdur etmediğini,  bilakis bu gaspın bütün insanlığın bugününe ve geleceğine yöneltilmiş büyük bir tehdit olduğunu ortaya koyuyorlardı.

 

Bu ayıp ne bizim kültürümüzün, ne medeniyetimizin ne de inanç ve imanımızın ayıbıdır… Bu ayıp ve gasp, tamamen daha çok kazanma, üretim olgusunda maliyeti daha ucuza getirip, kar oranını artırma peşinde koşan dünyanın başının belası liberal kapitalist düzenin ve insanın ruhunu red eden materyalist sistemi içinde barındıran Batı medeniyetinin ayıbıdır. YIllardan 1857 idi… ABD’nin New York şehrinde bir dokuma fabrikasında çalışan işçilerin tamamı kadındı… Zira onların emeğini ucuza getirmek patronlar için daha kolaydı… Kadın işçiler çalışma şartlarının iyileştirilmesi için işi yavaşlatma eylemine başvurmuşlardı.  Ama kendileri için kurulan tuzaktan habersizdiler. İnsafsız sermaye, doymak bilmeyen zalim patron,  fabrikanın bütün çıkışlarını kapatmış, dışarıdan herhangi bir müdahalede bulunulmasın diye fabrikanın girişine barikatlar koymuştu… Bütün bunlardan sonra patron fabrikayı ateşe vermiş ve kasten büyük  bir yangın çıkarmıştı. Beklemedikleri bu durum karşısında çıkışa yönelen işçiler kapıların kapalı olması karşısında artık ateşle karşı karşıya kalmışlardı. Kimi ezilerek, kimi yanaraktam  129 kadın hayatını kaybetmişti…

 

8 Mart 1857’de New York’ta düzenlenen cenaze merasimine 10.000 (on bin) kişiyi aşkın bir kalabalık katılmıştı. O gün bu gün her yıl, 8 Mart  Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılagelir. 8 Mart Kadınlar Günü, ilk olarak 1911 yılında Almanya’da ve İsviçre’de anılmaya başladı. 1960 yılında ABD 8 Mart Kadınlar Günü’nü, ananlar kervanına katıldı. Bunu takiben 16 Aralık 1977 tarihinde de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 8 Mart’ı “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan etti. Türkiye’de ise yaygın bir şekilde 8 Mart’ın anılmaya başlandığı yıl 1984’tür.

 

YETERLİ Mİ?

 

Hayır! Kadın haklarına yönelik dünyanın ayıbı çok büyüktür. Kadının imdadına tabir caiz ise Yaradan Rabbimiz yetişmiştir. Arz edeyim.. Roma ve Eski Yunan başta olmak üzere, ne eski Hristiyanlıkta, ne eski Yahudilikte, ne eski Hint’te, ne eski İran’da kadının hiçbir hakkı- hukuku yoktu… Yanlış anlamayın eski Roma’da, eski Yunan’da dadurum  farksızdı… Hatta Roma’da, kocanın karısını öldürme hakkı bile vardı. Eski Roma, eski Yunan dediğinizde bugünki Batının hem kültür temeli, hem soy-sop temeli akla gelir. Yani anlayacağınız bunların kültür ve inanç temelinde  kadın“şey” bir eşyadan farksız… Hiçbir hakkı yoktur,  mirasçı olamaz, malik olamaz, hiçbir şeye sahip olmadığı içinde  alamaz, satamaz, sözleşme yapamaz.

 

İşte bu durumdaki kadının  imdadına Allah yetişti ve yarattığı eserine sahip çıktı… Tabir caiz ise Elçisini cenin döneminde Amine anamıza, süt döneminde Halime anamıza ve yirmi beş yaşından sonra da Hatice anamıza emanet etti .Böylece Yaradan bil’fiil göstermişti, neslin devamlılığında, soy-sopun gelişip dal-budak salmasında, duygularımızın oluştuğu, gönlümüzün kökü mazide olan bir atî misali üretmiş olduğu hissiyat ve müktesebatını dillendirmedeki anamızın şahsında kadının rolünüve fonksiyonunu… O olmasaydı açmazdı goncalar, o olmasaydı dönmezdi diller, susardı bülbüller…

 

O öğretti bize Elif Ba’yı,  A’yı, L’yiH’yı… O öğretti bize Allah demeyi, o öğretti bize konuşmayı, diklenmeden dik durmayı, namert karşısında yıkılmamayı… O bezedi, gönlümüzü vatan aşkıyla. “Sütüm sana helal olmaz, saldırmazsan düşmana” deyip o hazırladı bizi vatan imdadına… Hep onun sayesinde coştuk, Seyhun- Ceyhun’da doldurduğumuz testimizi  Fırat- Dicle’ye kadar, Fırat-Dicle’de doldurduğumuz testimizi Tuna’ya kadar kullanıp susuzluğumuzu giderdik ve ila-i’kelimetullah yolunda, medeniyetimizin, sahip olduğumuz güzelliklerin ötelere doğru ulaşması için Viyana önlerine kadar hep onun ak sütünden aldığımız güç ve kuvvet ile vardık. Aynı ruh ve mana ile dolu olan yüreğimizle yine onun sayesinde bugün Afrin’deyiz, yarın da Mümbiç’te…

 

İşte bunun içindir ki; Yaradan’ın Elçisi müjdelemiş bize, ilan etmiş bütün insanlığa “Cennet analarınayağı altındadır” diye… O bizim her şeyimiz, hem dünyadaki huzur ve mutluluğumuzun kaynağı, hem de Ukba’daki kurtuluşumuzun ve ebedi huzurumuzun kazanım vesilesi… Hayatta olan analarımıza uzun ömürler diliyorum, rahmete gidenlere de Rabbimin sahipkarlığını af ve merhametini niyaz ediyorum.

 

Şu hususu da ifade edeyim;  Efendimizin bu beyanı yanında Kuran’ı Kerim ve İslam Hukukunun geneli göz önünde bulundurulduğunda 610’a kadar hiçbir hak ve hukuku gözetilmeyen, bütün hukuk sistemlerinde tamamen eşya muamelesi gören kadın, İslamın gelmesi ile birlikte bütün haklarına kavuşmuştur. Açıkça ifade ediyorum; haklara sahip olma ve hakları kullanma açısından, İslam hukukunda kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur. Hatta bazı noktalarda İslam hukuku Batı hukukunu aşmış durumundadır. Mesela;  daha düne kadar evlilik birliğinde, kadın ticaret yapmak istediğinde kocasının muvafakatini almak mecburiyetindeydi. İslam hukukunda ise kadın, kendi malvarlığı ile kocasının muvafakatini alma mecburiyetinde olmadan ticari faaliyette bulunabilir.

 

 

BATININ KADINA KARŞI BU BAKIŞI NE ZAMANA KADAR SÜRDÜ

 

Yıl 1586… İstanbul’un fethinden 133 sene sonra… Roma’dabir konsül toplanıyor… Yani  Katolik Kilisenin düzenlediği ilmi bir toplantı… Toplantının gündemi “Kadın insan ruhu mu taşır, yoksa şeytanruhu mu?” Demek ki 1586’ya kadar Batı’daki kabulleniş “Kadın şeytan ruhu taşır.”şeklindeydi. Toplantıda uzun tartışmalardan sonra, kadının insan ruhu taşıdığı kabul ediliyor… Tekrar ediyorum, tarih İstanbul’un fethinden 133 sene sonra, yani 1586… Ama bir şartla “kadın insan ruhu taşır ama,erkeğe hizmet etmek kaydıyla.” Nitekim Batı kültüründe kadının içinde bulunmadığı hiçbir reklam olgusuna rastlamak mümkün değildir. Bizim kültürümüzde ise tam tersine, kadın nazik, saygı değer, inci misali korunan, deşifre edilmeyen, hatta “bizim çocukların annesi”, “halanız”, “ev sahibesi” gibi ifadelerle isimleri bile eşleri tarafından bir saygının tezahürü olarak zikredilmez…

 

PEKİ ÖYLEYSE BUGÜNKÜ KADINA ŞİDDET NEYİN NESİ?

 

Sevgili dostlar bizim inancımız, kültürümüz, medeniyetimiz her birimizi sarıp sarmalamışken, toplumumuzda, istisna mahiyetinde de olsa kadınların maruz kaldığı zulüm ve şiddeti izah etmek hakikaten mümkün değildir. Bizim kadın erkek olarak  birbirimizden farkımız yoktur. Kadın olarak O da insan, erkek olarak biz de insanız. O’na yapılan eziyet ve cefa, insanlığa yapılmış bir zulümdür. Zira insanlığın devamlılığı anne olarak onun sayesinde mümkün olacaktır. İlahî irade, Yüce Kudret kadın ve erkeğin şahsında insanlığın devamlılığına yönelik bir iş bölümü yapmıştır. Kadın ve erkeğiAllah  birelmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlayacak şekilde yaratmış ve her birinin bünyesine ayrı ayrı görevler yükleyerek organizmalarını ona göre düzenlemiştir. İşte bu doğrultuda kamu görevi mahiyetinde baba olma sorumluluğunu erkeğin omuzlarına  yüklemiş ve bünyesini buna göre donatmıştır. Kadının omuzlarına da ana olma sorumluluğunu yüklemiş ve bünyesini buna göre düzenlemiş, ve her ikisini buna göre yaratmıştır. Dolayısıyla taraflar aile birliği içinde karşılıklı saygı, sevgi, sabır ve sadakat içinde birlikte, biri olmadan diğeri olmaz anlayışı içinde bu sorumluluklarını yerine getireceklerdir. Bu doğrultuda tutuşturdukları ocakları ilelebet tütecek, göz aydınlığı evlatları büyüyecek, yeniyeni  yuvalarkurulacak, yiğitler davul zurnayla kıt’anın yolunu tutacak, Afrin’denMünbiç’e doğru yol alıp, al bayrağı tepelere dikecek,  ve ulaştığı yerlerde Ezan-ı  Muhammedi’yi sedalandıracak…

 

Peki öyleyse, ne bu şiddet, ne bu öfke… Hele yuvanın meyvesi olan yavruların mağduriyeti, itilip kakılması… Hiç yakışıyor mu bu kültüre, bu medeniyete, bu imana mensup olan bizlere… Biliyorsunuz, bizler çok hassasız. Peki bu toplum değerlerine ters düşen, bütün bir milletin yüzünü kızartıp vicdanlarımızı sızlatanlara ne demeli? Bilemiyorum…

 

Bütün analara, hayat arkadaşı ile her türlü zorluğa göğüs gererek ocağını tüttüren bütün hanımefendilere  selam ve saygılar… Kim ne yaparsa yapsın, birliğimiz, beraberliğimiz, bekamız, sizin elinizdedir. Bunu böyle bilin ve ona göre gayretinizi, fedakarlığınızı, duanızı eksik etmeyin.

 

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar. 




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Yazdıklarınız doğrdudur ve katılıyorum hocam. Diğer özel günler gibi ticari bir gayeden öte bir gün değildir. Kadınlara yılda bir gün tahsis edip onları bir günle avutmak bence adil bir davranış değildir. Kadınlar her gün 365 gün hatırlanmalı ve değer verilmeli.
Serkan Mahmudov - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%44,83

BATI HEP BİZİ SUÇLUYOR YA KADINA ŞİDDET VAR TÜRKİYE'DE DİYE... "Kadına şiddet diyerek erkekleri şeytanlaştıran, aileleri parçalayanlar neden şu an Doğu Guta’da kadınları gırtlaklayan Esed’in katil sürülerine neden ses çıkarmıyor? Neden Irak’ta ABD’nin alçak askerlerinin tecavüz vakaları karşısında dut yemiş bülbüle döndüler? Ortadoğulu kadınlar insan değil mi? Otomobil satarken bile kadın bedenini teşhir ediyor Batılı zihniyet. Bakın medyalarına ‘benzine zam’ haberinde dahi dekolteli kadın fotoğraflarını kullandıklarını görürsünüz.
Kaan Dusseldorf - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%44,83

Tespitleriniz çok doğru. Batı aslında kadına en çok zulmeden bir bölge ama bize öyle lanse ediyorlar. İslam’ın anne olarak ayaklarına cenneti serdiği kadın, Batılı zihniyetin hüküm sürdüğü ülkelerde cinsel obje olarak vitrin süsü yapılmaktan öte bir değer taşımıyor. Bir örnek vereyim: Genelevlerde heder olan kadınlar için hiçbir sivil toplum kuruluşu ‘kadın hakkı ihlali’nden bahsetmiyor. Otomobil satılırken dahi müstehcen kıyafetli kadınların bedenleri teşhir ediliyor.
Hasan Yeterli - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%61,9

İnsanoğlunu doğruran "anne"dir. Erkeği doğuran "anne"dir, kadını da doğuran "anne"dir ama ne yazık ki en çok şiddet gören de "ANNE" veya "KADIN"dır. Cenneti annenin ayağı altına seren, tesettürü de başının üstüne çıkaran bir dinimiz var. Biz neden anlayamıyoruz onların değerini? Bu vahim tablo karşısında şunları söylemeden geçemiyorum: "Kadın veya her hangibir insan söz konusu olduğunda merhamet, adalet ve hakkaniyetten asla vazgeçmemek gerekir. "Sizin en hayırlınız hanımlarına karşı en iyi davranandır” buyuran Peygamber Efendimizin davetine icabet etmemiz bizim için farzdır. Emaneti gözü gibi koruyan müminler olarak şöyle dua etmemiz emrediliyor Kur'an'da: "Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle". Tekrar teşekkürler saygıdeğer hocam. Yüreğinize sağlık. Annelerimizin, eşlerimizin, kızlarımızın tüm insanlığın müsebbibi olan o yüce varlıkların değerini bilmemiz ümidiyle... Kalın sağlıcakla
marmara ilahiyat öğrenci grubu - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Muhterem hocam, yazdıklarınıza katılıyorum. Hakikaten kadınlarımızın değerini bilemeyen bir toplumuz. Bakın, "Kadınlar hakkında Allah'tan korkun. Çünkü siz, onları Allah'ın emaneti olarak aldınız ve Allah'ın adını anarak (nikâh kıyıp) kendinize helâl kıldınız" buyuran bir Peygamber’in ümmeti olarak kimi zaman onun hassasiyetine sahip çıkamıyor. Hayatında tek bir defa bile kadına el kaldırmayan Resul-i Ekrem’in yolundan gitmemiz gerekirken, onlara karşı merhametli davranmamız gerektiğini unutuyoruz. Ne acı ki, şiddet, istismar ve kadın cinayetleri tırmanmaya devam ediyor.
Rüstem Alioğlu - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%51,85

Kadın eli değmeden medeniyet inşa olunmaz. Dikkat Resulü Kibriya Veda hutbesinde kadınlar size emanettir diye buyurdu öz malınızdır diye buyurmadı. Ve dikkat emanetin mahiyeti mümin katında nedir. Öncelikle Mümin kimdir diyelim KAYITSIZ, ŞARTSIZ ALLAH ve RESULÜNÜN EMRİNE TABİ OLANDIR
Duygu Derici - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%61,29

İslam’ın kadına tanıdığı bunca hak ve hukuku bilmeden ya da insanların dinle bağdaşmayan davranışlarını örnek göstererek İslam’a saldırmak dahası İslam’ı kadına karşıymış gibi göstermek haksızlık bir o kadar da insafsızlıktır. Bugün İslam toplumunda, kadına şiddet, zor kullanma, hak yeme, ikinci planda bırakma… gibi davranış ve düşünceler varsa İslam’ın değil Müslümanların yanlışı ve eksikliğidir.
Ruşen Alioğlu - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%52,00

Cahilliye Arapları kız çocuklarının ileride kendilerine utanç ve ar getirecek bir duruma düşmesinden kaygı duyduğundan kız çocuğunun doğumunu utanç verici bir olay sayarlardı. Bunu önlemek için de kız çocuğu diri diri toprağa gömerlerdi. Evrensel din İslam: “Çocuklarınıza haksız yere kıymayın” (En’am, 6/151) ayeti ile bu vicdansızlığa, son vermiştir.
Ruşen Alioğlu - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Çok doğru saygıdeğer hocam. Keşke kadınların, annelerin, eşlerin değerini anlayabilsek. Öyle bir yere koymuş ki Rabbim onları. Adeta bir kristal gibidir diyor Hz.Peygamberimiz. İslam’ın mukaddes kitabı Kur’an, farklı fizyolojik ve psikolojik yapıya sahip olan kadın ve erkekten bahsederken birini diğerinden daha üstün veya ikisini birbirine eşit tutmak yerine birbirinin tamamlayıcısı olarak kabul etmiş. Nitekim "Onlar sizin için bir elbise siz de onlar için bir elbisesiniz." (Bakara, 2/187) hitabı ile kadın ve erkek tabiri caizse bir elmanın iki yarısı gibi kabul edilmiştir.
Ruşen Alioğlu - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%46,15

İslam ümmetinin geleceğinde kadın çok etkilidir Çünki o temel eğitimi veren ilk öğretmendir. Toplumu fertler oluşturur fertleride kadınlar yetiştirir. Dolayısıyla kadın alçalırsa ümmet alçalır kadın yükselirse ümmet yükselir. Bunun için islamda kadın değerlidir ve önemli bir konuma sahiptir. Kadında erkek gibi ALLAH Azza ve celle'nin emir ve nehiylerinle muhattaptır. Kadınında başta Allah c.c'a olmak üzere kendine,evine ve topluma karşı görevleri bulunmaktadır.
Raşit Ahıskalı - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%51,52

Adam olmadan önce insan olabilmenin en temel unsurudur kadın. Çoğu zaman değil, her zaman her gözün nuru, hayatın can damarıdır.
Özge Arslan - 12.3.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,15

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive