Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
23.09.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

“DİNMEYEN GÖZYAŞLARI VE SONU GELMEYEN İHANET PLANLARI ”

2.8.2018 - 09:16:09

SEVGİLİ dostlar, geçen haftadan not olarak belirlemiştim; bu haftaki yazımın konusunu. Ama zaman o kadar hızlı ve esintili fırtınalarla dolup taşarcasına akıp gidiyor ki; adeta şaşırıyorsunuz, kendi belirlediğiniz gündemi mi, yoksa zamanın önünüze koyduğu gündemi mi öne çıkarıp okurlarınızla paylaşasınız!

Hakkı zatında biraz derin düşünürsek arada fazla fark yok. Benim belirlediğim gündemin konusu, esaretleri altındaki 40 milyon Müslüman Uygur Türkü’ne Çin’in uygulamış olduğu asimilasyon ve bu bağlamda kandaş ve dindaşlarımızın maruz kaldığı insanlık dışı eziyet ve cefa idi. Zamanın önümüze getirip koyduğu gündem ise ABD’li rahip Brunson’un dini kisve altında FETÖ ve PKK terör örgütleri adına suç işlediği ve genel stratejileri kapsamında onlarla eylem birliği içinde olduğu, bu örgütlerin amaçlarını bilerek ve isteyerek onlarla işbirliği yapmış olmasına binaen hakkında açılan kamu davasında, tutuklu olarak duruşmasının devam ettiği süreçte tahliye talebinin reddedilmesi üzerine, sanığın rahatsızlığı ileri sürülerek yapılan itirazda mahkeme rahip Brunson’un tutukluluk halini rahatsızlığına binaen ev hapsine döndürmüş, bunu yeterli görmeyen ABD’nin Evanjelist Başkanı ve Başkan yardımcısı Türkiye’yi müeyyide uygulamakla tehdit etmişti.

Fark eden bir şey yok. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ha Çin olmuş, ha ABD. Zulmeden, tehdit eden hep aynı karakter ve ruh yapısına sahip. Kimi hindu, kimi yamyam kimi bilmem ne bela misali, kimi Evanjeklist, kimi Ateist… Ama her ikisi de mutlak doğrunun ifade ettiği gibi “El-küfru Milletû’n-Vahidetün” kapsamında zulüm ve tehdidini eksik etmeyen, mazlumun nefes alıp ayaklarının üzerine kalkmasına tahammül edemeyen, hak hukuk tanımaz, adalet duygusundan, evrensel insanlık anlayışından nasibini almamış, sahip oldukları güç ve kuvvetin şımarıklığı içinde kendini beğenmişliğin zebunu olmuş, zavallılardır.

Tarih boyunca, her yerde, her zaman olduğu gibi bu tipler başta olmak üzere bütün zalimlerin karşısına dikilen bu aziz millet bugün de “İyya ke na'budu ve iyya ke nesta’in” diyerek hiç eğilip bükülmeden  yine bunların karşısında dim dik dikilecek ve mazlumun ahını dindirecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bizi, asaletimizi, şahsiyetimizi, töremizi, imanımızı yok etmeye yönelik üzerimize gelen YILDIRIMLAR dahi olsa, onu göğsümüzde söndürürüz… Bu yol ki; HAK yoludur, dönmek bilmeyiz yürürüz…

 

DOĞU TÜRKİSTANDA’Kİ KARDEŞLERİMİZ SİZDEN DUA BEKLİYOR

 

SEVGİLİ dostlar, Doğu Türkistan Müslüman Türk halkı, şu an tarihinin en sıkıntılı günlerini yaşamaktadır. Uzun süreli esaret ve halen şiddetini artırarak devam eden baskılar sonucu neredeyse kardeşlerimiz yok olmanın eşiğine gelmiş bulunmaktadırlar… Birkaç örnek verecek olursak; Çince eğitimin dayatılması, Uygur kültür ve medeniyetine yönelik organizeli bir şekilde uygulanan engelleyici plan ve projeler, dini inanç ve ona dayalı yaşama tarzına yapılan müdahaleler, tarihi eser ve mirasımızın silinip süpürülmesi, en mühimi aile planlaması ve Çinlilerin Uygur bölgesine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilmeye çalışılan büyük demografik değişiklik Doğu Türkistan’da Uygur kimliğinin çok kısa zamanda yok olmasının en belirgin işaretleri olarak gözler önünde yürütülmektedir.

 

EN VAHİM VE KORKUNÇ OLANI!

Doğu Türkistanlı Uygur kardeşlerimiz  kaç yıldan bu yana “açık cezaevi” misali adeta hapis hayatı yaşıyorlar… Daha kötüsü ana dilini konuşmada, Uygur Millî elifbası ile okuyup yazmada, inançları doğrultusunda ata-babasından görüp öğrendiği gibi dini hayatını yaşamasında devamlılık gösteren ve bu hususta etrafına örnek teşkil eden bilhassa erkekler “Nazi Kampları”nı andırırcasına Çin yönetimi tarafından rehabilite edilmek üzere “İslah Kampları”na alınıyor ve burada Çin inanç ve yaşayış ilkelerine göre eğitim ve pratiğe tabi tutuluyorlar. Bu süreçte en ufak bir itiraz ve tepkide, mesela önüne konulan et koyun veya sığır eti değil de bir Müslümanın yemesi haram olan bir hayvanın eti ise “ben bu hayvanın etini yemem” dediğinde bağnazlık ve tutuculukla itham ediliyor ve hakkında gereği yapılıyor… Şu  hususu iyi biliniz ki; bugüne kadar bu kamplardan çıkan olmadı. Geriye tek çare kaldı, o da ölümle kardeşlerimizin bu çileden kurtulması… Veya Rabbimin yardım ve NUSRETİ…

 

ÇİNLİ-UYGUR İKİZ AİLE PROJESİ

Daha da kötüsü; kardeşlerimiz “Islah Kampları”nın yarattığı dehşet ve travmadan kurtulup kendilerine gelemeden bu sefer bir başka insanlık dışı proje ile karşı karşıya kaldılar… O da “Çinli-Uygur İkiz Aile Projesi” Çin bu proje doğrultusunda Çin’in iç kesimlerinden Çinlileri, özellikle de erkekleri  seçerek Doğu Türkistan’a getirip “Uygur-Çin Kardeşliği” kapsamında Müslüman Türk ailelere “misafir” adı altında Çinli erkekleri taksim etmektedir. Bu esnada Çinli erkek misafirler dağıtılırken öncelikle rehabilite edilmek üzere “Islah Kampları”na alınan kişilerin aileleri göz önünde bulunduruluyor ve öncelikle Çinli misafir erkekler o ailelere yerleştiriliyor.

Şimdi soruyorum, bir evin erkeği yok iken, bir yabancı erkeğin eve girmesi, hangi vicdana, karaktere, izana, imana, kültüre ve medeniyete sığar? Hele bunun bir proje mahiyetinde sıfatı ‘‘büyük’’ olan devlet tarafından uygulanması nasıl izah edilebilir? Halen Doğu Türkistan’da uygulanmaya çalışılan bu proje Müslüman Türk toplumunda ciddi bir kaygı ve öfke doğurmuş olup, telafisi gayri kabil psikolojik sarsıntılara  sebep olmuştur. Bir de bütün dünyayı görmemezlikten gelerek “Şecaat arz ederken, Merd-i kıptî sirkatin söyler” misali “Çin-Uygur kardeşliğini pekiştirmek”, “Bölücülüğe karşı akrabalık tesis etmek” için bunları yaptıklarını ileri sürerek dünyanın gözüne baka baka yalan söylüyor ve gerçek maksadını saklıyorlar. Maşaallah bütün dünya da dilini yutmuş sessizce olup bitenleri seyirle “Allah kahretsin” deyip işi Allah’a havale ediyor. Zaten hep deriz ya, zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı vardır. Rabbim kardeşlerimizin çektiğini görüyorsun, Sen imdat eyle ya Rabb!

Şahıs olarak her birimize düşen sorumluluk, en azından kardeşlerimizin bu ızdırabını bütün benliğimizle hissedip, Nusret ve yardımı için Allah’a yalvarmak olmalıdır.

 

SEN GELİRKEN BİZ GİDİYORDUK EY AMERİKA!

Doğum tarihine baktığımızda ABD daha dünkü bir oluşum. Bizim Rusya ile 1774 yılında imzaladığımız Küçük Kaynarca Antlaşmasından iki yıl sonra, 1776’da kurulmuş bir devlet. Daha dünki çocuk demeyeceğim. Sanki mümeyyiz küçüklük dönemini tamamlamış gibi. Ama Mevcut Başkanının fizik boyutuyla değil de söz ve davranışlarının sosyo hukukî değerlendirilmesine  baktığınızda sanki çocukluk dönemine yeniden dönmüş gibi  büyüklük kompleksi içinde hem de bütün dünyanın huzurunu kaçıracak bir sorumsuzluk örneğinin sergilendiğine şahit oluyoruz.

Giriş bölümünde adını açıkladığım ABD vatandaşı Rahip Brunson Evanjelist kabulleniş doğrultusunda prtotestanlığın yayılmacılığına zemin hazırlamak için Türkiye’ye gelmiş ve bilhassa İzmir ve civarlarında çalışmalarda bulunmuş. Bu zahirî görünümün yanında FETÖ ve PKK örgütleriyle olan ilişki ve stratejik işbirliğine istinaden takibe uğramış ve galip olan belirtilere binaen tutuklanmış ve nihayet rahatsızlığını beyan etmesi üzerine tutukluluk hali  ev hapsine dönüştürülmüş. Bunu fırsat bilen ABD Evanjelist üst yapısı Türkiye’yi tehdit ederek bizi diz çöktürmeye yeltenmiştir.

Yukarıda da ifade ettiğim gibi, bunlar bizim yalnız ve yalnız Allah’ın huzurunda diz çökeceğimizi bir kez daha açıktan açığa görmüş oldular. Bunlar, yani ABD, onlardan önce AB ve bütün dünya bizim bu hasletimizi geçmişe tekrar tekrar görmüşlerdi. Ama bir kere  daha denediler, fakat her zamanki gibi elleri boş geri döndüler.

Eskiden beri hep karşımızda olan ve ‘‘Yedi Düvel’’ diye adlandırılan o blokun  adetidir, bizim iç işlerimize müdahale etmek  istediklerinde  hep azınlıkların inanç ve ibadet özgürlüklerini bahane ederler. Bugün sahnelemiş oldukları şey, geçmişte yapılanların tamamen aynısıdır. Zaten bizim içimizi karıştırıp birlik ve bütünlüğümüzü zedelemek için ellerinde başka sermayeleri de  yoktur onların.

Nitekim 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla azınlıkların din ve vicdan hürriyetleri, ibadethanelerinin gözetim ve korunması milletler arası mahiyet kazanmıştı. Halbuki Osmanlı fethettiği yerlerde gayri müslim yerli halkla imzalamış olduğu Zimmet Antlaşmaları  ile onların mal can güvenliğini ve din-vicdan özgürlüğünü garanti altına almıştı. Ama onların hedefi üzümü yemek değil, bağcıyı dövmekti.

Yedi düvel ve şer ittifakı buna rağmen tatmin olmamıştı, bastırıyordu… Bunun sonucu 1856’da düzenlenen Islahat  Fermanında Osmanlı bütün dünyaya idaresi altındaki , azınlıkların temel  hak ve hürriyetlerine yönelik hukuki ve kazai kazanımlarını ve bunlardan dönülmeyeceğini tahahhüt etmişti. Aynı talepler 1878 Berlin Antlaşmalarında da tekrar gündeme getirilmiş ve milletler arası müzekkerelerin konusu olmuştu.

Kısaca, değişen bir şey yok sevgili dostlar… Dünyanın ve dost görünenlerin huyu hiç değişmemiş, “eski tas-eski hamam” misali. Şimdi daha iyi anlıyorsunuz değil mi milletin haykırışını ve “DİK DUR EĞİLME, BU MİLLET SENİNLE ”şeklindeki  yürek sesini. 

Evet Ey Milletin Adamı Cumhurun Reisi; bir kere daha duy Tarihin Sesini!…

DİK DUR EĞİLME,

BU MİLLET SENİNLE!

Kalın Sağlıcakla Sevgili Dostlar 




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Hocam inşallah rahipBrunson'a verilen ev hapsi tahliyeye çevrilmez, yargıçlarımız inşallah öyle bir hataya imza atmazlar diye umid ediyorum. Çin zulmü Uygur Türklerine karşı halen devam etmekte malesef elimizden duadan başka bir şey gelmiyor.
Ruşen Alioğlu - 4.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%55,17

Hocam ABD'nin mevcut başkanının yaptığını çocuk bile yapmaz, utanır yani. Çocukta bile bir ciddiyet ve duruş vardır. Bunda hiç yok. Çinlilerin ıslah kamplarına ise diyecek bir söz bulamıyorum, Allah kahrı perişan etsin dediğiniz gibi.
Fahri Görele - 4.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Allah kahretsin bu Çinlileri. Nasıl bir millet ki insana saygıları yok
Zeynel kudat - 4.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%45,83

Rahip Brunson ABD'nin iç siyaseti...Evangelistler, yani yahudilere hizmet eden kandırılmış hrıstiyanlar( aynı bizim fetöcüler gibi), ne kadar dişli olduklarını göstermek istiyorlar, seçim öncesi... Bu krizden yararlanıp Türkiye'yi uluslararası platformda zayıf göstermek ise dış politika; Rusya'ya çok yaklaşma, F35 meselesi ise tamamen İsrail'in korkaklığını ortaya koyuyor
Cahit Karakaş - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%42,31

Rahip Brunson ABD'nin iç siyaseti...Evangelistler, yani yahudilere hizmet eden kandırılmış hrıstiyanlar( aynı bizim fetöcüler gibi), ne kadar dişli olduklarını göstermek istiyorlar, seçim öncesi... Bu krizden yararlanıp Türkiye'yi uluslararası platformda zayıf göstermek ise dış politika; Rusya'ya çok yaklaşma, F35 meselesi ise tamamen İsrail'in korkaklığını ortaya koyuyor
Cahit Karakaş - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%46,15

Teröre karşı neden Türkiye nin yanında değiller Amerika, bu nasıl müttefiklik hadi üstüne üstlük bütün müttefikler teröristlere yardım yapıyo
Berat Katran - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%44,44

Bize en buyuk tehdit ABD ve Avrupa dan geliyor. Artık bizim bunlara inancımız kalmadı. Menfaatleri yoksa bırak uçağı, uçurtma bile göndermezler. :(
Halil İsmetov - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%61,11

Türkiye ABD’nin istediği gibi davranmayınca hemen yaptırımlar ve ticari savaşlar uygulamaya başlıyorlar. ABD’nin çıkarlarına uymayan şeyler olunca, onlar hemen buna karşı belirli eylemler uyguluyorlar. Böyle politika mı olur? Politika bile yapamıyorlar. Çin zaten İslam düşmanı ve ateist-buddist bir yapı. Onlardan merhamet beklemek saflık olur.
Ali Balçiçek - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%42,50

İki devletin de beyni eror vermiş. Reisin tekrar seçilmesi ikisinin de aklını almış
Raşit Saydam - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%47,50

Bu ABD'nin ve diğer süper güç Çin'in elbet bir gün sonu gelecek ve biz de izleyeceğiz.
Hamza Ertuğrul - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,48

Rahip Brhnson bu kadar önemliyse neden Fetö'yü vermiyor bu ABD? Ver papazımızı al papazını
Hayrettin Çimen - 3.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%43,59

Muhterem Hocam! öncelikle müsluman kardeşlerimize olan zülmü ve vahşeti kalbinizin yankısı ile dile getirib , onlar için Rabbimize dua ederek bir müslümanin üzerine düşen en guzel vazifeni yaparak din kardeşlerimizin sesini, yaşadıkları qayri insani ve qayri demokrasi bu durumlarına sessiz kalmayarak yazdığınız bu makaleniz için size teşekkür ediyorum.. Malesef dünya bu kadar zülmü gördüğü halde nedense susuyor.. Eger ki Müslumanın nufuz sayını azaltmak onlar için bu kadar önemliyse, bu yolda bu kadar uğraşiyorlarsa demek ki, İslamın yayılması, sevilmesi, dunyayı kapsaması onlar için bu kadar endişe vericidir.. Rabbim onların bu pilanlarına inşallah engel olur, Zalime izin vermez.. Rabbim din kardeşlerimizi korusun. Dualarımız onlarladır. Sayqılarla Aygun İsmayılova. BDU.
Aygün İsmayılova. Azerbaycan.Bakü. - 2.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,78

Yeniden adalet, yeniden hak ve hukuk... İnsanlık adına.. Allah aşkına
A.N - 2.8.2018

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%55,88

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8