Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
27.05.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Prof.Dr.Celal ERBAY

Kitabın hürriyeti

25.4.2019 - 09:37:22

Sevgili dostlar; yüz işaretlerinizi görür gibiyim…Sözlerime kılavuz kıldığım başlık pek hoşunuza gitmedi…  ‘‘Kitabın hürriyeti’ olur mu hiç, diyeceksiniz… İlk planda haklısınız, hürriyet ve onun zıddı olan esaret ve tutsaklık insana yönelik kavramlardır. Ama insandaki bu temel kabulleniş ve sevdayı dillendirip detaylandıran ve her birimize ‘‘hür doğdum hür yaşadım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’’ dedirten ise kapağını kaldırıp karıştırdığımız, satırları arasında ‘‘HİKMET’’ ararcasına okuyup öptüğümüz KİTAP’larımız ve onların yuvaları olan kütüphanelerimizdir.

Hele bizim gibi akademisyen araştırmacılar açısından, kendi çalışma sahamızı bütün detaylarıyla olmasa da kapsayacak nitelikte kendimize yetecek kadar bir kütüphane kurmak ev satın almaktan daha önemlidir ve mutlaka daha önde gelen bir zorunluluk ve ihtiyaçtır. Bizim asistanlık dönemimizde durum böyleydi. Dolayısıyla biz zaruri ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra elimizde-avucumuzdakini hep kitaba verirdik. Rahmetli babamın “oğlum bunların hepsini okuyacak mısın, bu kadar kitaba ne gerek var” şeklindeki tepkisi hala kulaklarımda çınlar. Biz de rahmetliye ne güzel babacığım, senin bize verdiklerini hep kitaba yatırıyoruz, bu kitaplar okundukça sende bundan payını alacaksın, şeklinde onun gönlünü hoş tutar ve kitaba dönüşen alın teri sayesinde amel defterinin hiç kapanmayacağını kendisine söylerdim.

Nitekim 1986-1987 döneminde Kahire Üniversitesinde misafir araştırmacı olarak bulunduğum dönemde, yurda dönüşümde bir ton’a yakın kitap getirmiştim. Tabir caizse her biri bir hazine. Kitaplarımın intikalinde çok büyük ilgi ve yardımlarını gördüğüm Türk Hava Yollarına hala müteşekkirim. Sağ olsunlar var olsunlar…Başta şahsım olmak üzere hem mesai arkadaşlarım hem de yüksek lisans ve Doktora öğrencilerimiz son derece yararlandılar ..Tabi bu arada bazı kitapların geri gelmediği de olmuş olabilir. O’da kitabın kaderidir. Buna rağmen kitap ve kütüphanenin ilmin gelişmesine ve araştırmacıların başarısına katkısı çok üst seviyede olmuştur.

Asistanlığımızın ilk yıllarında, kitaplara adeta hücum ederken hiç yaşlanacağımızı, bir gün emekli olacağımızı düşünmezdik…Hep İle’l-ebed müddet anlayışı içinde olaylara ve dünyaya bakardık. Ama kazın ayağı öyle değilmiş,  birbirini takip eden günler aşındırıyor sizi, saçınız aklaşıyor, beliniz bükülüyor, bir gün gelmiş bakıyorsunuz ki; yalnız kalmışsınız, hayatın zorluklarını birlikte omuzlayıp Devlet-i Ebed-Müddet çizgisinde beraber yürüdüğünüz hayat arkadaşınız Hakk’a yürümüş ve siz faniliğinizi bir kere daha ayan-beyan bir şekilde fiilen yaşamış ve dünya gailelerinin üretmiş olduğu dalgınlıktan uyanmışsınız.

İşte o zaman gerçekçi oluyorsunuz ve tabir caizse hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiyor bir bakıma vasiyetinizi yazıyor, ukbaya yönelik bu alemdeki varlığınızın, ebedi geleceğinize yönelik verimlilik oranını yükseltmeye ve sizden sonraya dair nizaların son bulmasını hedefliyor ve buna göre plan ve projeler yapıyorsunuz.   

Şu gerçeği sizinle paylaşmak isterim; ruh ve düşünce yapısı olarak bu noktaya gelmiş, veda hazırlığı içinde fizik boyuttaki varlığının tasfiyesiyle zihnini yoran bir şahsın elinde kitap ve kütüphane esir ve tutsaktır. İşte bunun için ‘‘Kitabın Hürriyeti’’ başlığını attım. Kitabın hürriyeti ve tutsaklıktan kurtulması ancak o kitabın umumun istifadesine sunulması ile mümkündür. Ben 1979 yılında, İstanbul Yüksek Lisans Enstitüsünde İslam Hukuku Asistanı olarak akademik hayata başladım. Daha sonra 12 Eylül 1980 darbesi neticesinde oluşan YÖK ile birlikte Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyesinde akademik hayatımız devam etti ve 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleriyle de Düzce Milletvekili olarak TBMM’de siz değerli hemşehrilerimin temsil sorumluluğunu üstlendim.

HALK’LA KAYNAŞMAK

Milletvekilliğim döneminde dört yıl boyunca çok yoğun bir şekilde halkımızla karşılıklı irtibatımız devam etti. Her hafta Pazartesi günleri Halk günü adı altında derdini dert edinmediğim kimse kalmadı. Vekilliğim hukuken sona erdi ama fiilen ermedi… Bugüne kadar halkımla olan ilgim alakam, dost içerikli gönül bağına dayalı münasebetlerim hep devam etti. Bu alemden göçene kadar da devam edecektir inşallah…Bu arada akademisyen olmam itibariyle Düzce Üniversitesinin gelişimi ile ilgilenmek benim için ibadet statüsünde bir şeydi. Aynı şeyleri tekrar etmeme gerek yok, bilen bilir.

TARİH BÖLÜMÜ-İLAHİYAT FAKÜLTESİ!

Bu güne kadar ki açık oturumlarda, TV programlarında ve köşe yazılarımda Üniversitemizin bir an önce ya müstakil Tarih Fakültesine veya Fen Edebiyat altında Tarih Bölümüne kavuşmasını hep dile getirmişimdir. Zira Düzce bugün itibariyle hala Osmanlı insan unsurunu yansıtan vitrin olma özelliğini muhafaza etmektedir. Bizim Düzce veya Düzceli olarak birlikteliğimiz, birbirimizle kaynaşıp huzur ve refahımızı yukarılara taşımamız halkımızın tarih şuuruna sahip olmasıyla doğru orantılıdır.

Aynı şekil hem Osmanlı insan unsurunun vitrinini yansıtması açısından hem de Türkiye geneli itibariyle her birimizin gerek bizzat kendimize, aile efradımıza, inanç ve tarih bağı ile bağlı olduğumuz coğrafyaların insanlarına karşı görev ve sorumluluğumuzun temellendirilmesi, bu doğrultunda gerekli araştırmaların yapılıp ilkelerin belirlenmesi,  halkımızın saf temiz, tahribata uğramamış iman bütünlüğü içerisinde kardeşliğinin pekişmesi için İlahiyat Fakültesinin bir an önce kurulması en büyük arzumuzdu. Bu yalnız Ahmed’in Mehmed’in değil, 7’den 70’e, bütün ruhuyla bu tarihe, bu medeniyete mensup olduğunu davranış ve karakteriyle ortaya koymuş olan, bu aziz milletin mana ve değerlerini benimseyen herkesin arzusuydu. Nitekim Rabbim nasip etti. Düzce Üniversitesi Senatosunun tarihi kararı doğrultusunda o günleri de gördük. 2013’te açılan Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bu ders yılı itibariyle ilk mezunlarını verecek. İlahiyat Fakültesinin Düzce Üniversitesi ve Düzceliler için önemini şu soruyu sorarak ortaya koymak istiyorum, siz hiç Düzce Merkez Büyük Camii ve Düzce Cedidiye Camii’nin olmadığı bir Düzce düşünebilir misiniz. Cedidiye’siz, Büyük Cami’siz Düzce Olurmu? Elbette ki HAYIR. İşte bu sosyal realiteye göre herkes geçmişe dayalı olarak bir daha kafasını ve gönlünü gözden geçirsin ve kutup başlarını bu realiteye göre ayarlasın. Bu ayarı yapıp uygunluğunu temin etmeden Düzce’ye ve  Düzce’liye  hizmet etmek mümkün değildir. Bunu herkes böyle bilmiş ola..

Bu realitenin ‘‘Düzceliyim’’ diyen herkese yüklediği bir sorumluluk vardı.. O’da, yeni kurulan Düzce İlahiyat Fakültesinin gerek fizik boyutta yerleşip oturması, gerek akademik kadro olarak gelişmesi ve gerekse araştırmacı genç beyinlere başvurabilecekleri kaynak eserlerin teminine yönelik elinden geleni yapmasıydı. Ben de bir akademisyen olarak, genç beyinlere başvurabilecekleri kaynak eserler temin etme sorumluluğu dahilinde; bir İslam Hukuku Araştırmacısı olarak, gagasıyla dereden taşıdığı çamur parçalarıyla yuvasındaki gedikleri kapatan kırlangıç misali 40 yıldan bu yana bir-bir taşıyıp yığdığım 3000 (üçbin) ciltlik kütüphanemi Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesine bağışladım. Böylece çeşme’ye kavuşan su misali 3000 cilt kitap da tutsaklıktan kurtuldu, yurduna yuvasına, HANESİne, kendine özgü adlandırmasıyla kütüphanesine kavuştu.

 

KADİR BİLİRLİK ÖRNEĞİ

Bundan 10 gün önceydi, Sayın İlahiyat Fakültesi Dekanımızdan bir davet almıştım. 22.04.2019 Pazartesi günü saat 14.00’ da düzenlenecek mütevazi bir merasimle Rektörlük olarak şahsıma bir teşekkür belgesi sunulacağını ifade ediliyordu. İcabet ettim, sağ olsunlar sevgi ve ilgilerine müteşekkirim…

Sohbet esnasında inşası düşünülen İlahiyat Fakültesi’nin yerini gösterdiler… O esnada şahadet parmağı gibi ufukları yarıp Hakka ucalan Üniversite Camiinin iki minaresindeki haşmeti yakından müşahede ettim. Bütün haybeti ile aşağı doğru bütün üniversiteye, fizik yapının zerreciklerine, yukarıda ifade etmeye çalıştığım ruh ve manayı şırınga ediyordu adete… O minarelerin ve muvahhid gönüllerin beyinleri üzerine yerleşecek olan miğfer misali o haşmetli kubbenin gördüğüm mekanda konuşlanıp her iki tarafında taşıdığı minarelerle birlikte yukarıdan aşağıya doğru, görünen bütün maddi zemin ve oluşuma ruh ve milli asalet sunup gönüllerin özüne dönüşümüne katkı sunulmasında iradesini ortaya koyan Rektörümüz Sayın Nigag hocamı tebrik ediyorum.

Sayın hocamızın görev süresinin sonuna yaklaştığımız şu günlerde o haşmetli kubbe ve minarelerle birlikte benim de beklenti ve niyazım sayın hocamızın yeniden atanması ve başlamış olduğu işleri tamamlamasıdır. Bu güne kadarki hizmetlerinden dolayı Düzce ona müteşekkirdir. Sağ olsun var olsun. Ama bizim beklentimiz ve duamız onun yeniden atanmasıdır. Rabbim hakkında hayırlı olanı nasib etsin.

Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

 

  

 




Yorum Yazın

                                                           Yorumlar                                                            
Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olurmu. Zümer suresi.
nahit kurt - 1.05.2019

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%40,91

İyi bir kitap gerçek bir hazinedir. Siz çok iyi ve çok büyük hazineye sahip hocasınız şimdi bu ilminizin hem manevi hem de maddi zekatını veriyorsunuz. Allah sizden razı olsun hocam.
Bahattin Aslantuğ - 30.04.2019

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

İlim, Mutluluktur demiş İbn-i Sina Hazretleri. İlme olan ilginiz, aşkınız, öğrencilere olan sevginiz bizleri çokmutlu ediyor saygıeğer hocam. Bir öğretmen olarak biz de sizin yolunuzdan gitmekte kararlıyız.
Halil Öğretmen - 30.04.2019

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%48,48

Hocam yazınız çok ufuk açıcı olmuş. Teşekkür ediyorum.
Ali Kaş - 26.04.2019

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%50,00

Saygıdeğer hocam keşke Düzce'de olsaydım sizden birkaç kitap hediye almak fırsatım doğardı, o fırsatı kaçırdığım için çok pişmanım. Sizden imzalı kitap almak da biz öğrencileriniz için büyük bir onurdur diye düşünüyorum. O kitabın ayrı bir kıymet-i harbiyesi olurdu benim üzerimde. Neyse. saygıdeğer hocam Kitapların Hürriyeti konulu yazınız yine çok güzel olmuş. Faydalanıyoruz gerçekten. Rabbim hem ilminizden, hem ufkunuz ve fikirlerinizden, hem de örenk ahlakınızdan nasiplenmeyi nasip etsin bize. Gerçekten 3000 ciltlik kitap hediye etmek her babayiğidin harcı değil. Her akademisyenin biriktirebileceği bir hazine de değil. Gerçekten tebrik ediyorum sizi. İyi ki sizin gibi bir hocanın talebesi olmuşuz.
Ruşen Alioğlu - 28.04.2019

 Katılıyorum  Katılmıyorum 

%56,25

  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8