Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
23.07.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Mehmed Önemli

Dil ve konuşma bozukluklarının sinirbilimi

7.05.2019 - 09:47:46

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI NELERDİR?

Dil ve konuşma terapisi çocuk ve yetişkinlerde görülen dil, konuşma, akıcılık, ses, yeme ve yutma ile ilgili sorunların teşhis, tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Avrupa’da logopedi olarak da isimlendirilmektedir.

Dil konuşma terapistleri farklı yaş ve tanı grubundan hastalar ile çalışabilmektedirler. Örnek vermek gerekirse çocuklarda gecikmiş konuşma, kekemelik, çocukluk çağı apraksisi, konuşma sesi (artikülasyon) bozuklukları ile ilgilenirler. Bunun yanı sıra otizm, özgül dil bozukluğu, disleksi, öğrenme güçlüğü gibi gelişimsel bozukluklara; down sendromu, rett sendromu gibi genetik bozukluklara; işitme kaybına veya yarık dudak/damak gibi ağız-yüz anomalilerine eşlik eden dil ve konuşma bozuklukları ile de sıklıkla çalışırlar.

Okuma, yazma, dili sosyal iletişim için kullanma bakımından zorluk yaşayan çocuklar ve iki dilli çocuklar da dil ve konuşma terapistleri tarafından desteklenirler. Yetişkinlerde ise çocuklarda çalışılan alanlara ek olarak, çoğunlukla beyin kanaması veya kafa travmasına bağlı olarak gelişen afazi, apraksi ve dizartri; ağız ve gırtlak kanserine bağlı olarak gelişen konuşma, yeme ve yutma bozuklukları; ses tellerindeki nodüllere, poliplere veya ses tellerinin hareketlerindeki düzensizliklere bağlı ses bozuklukları ile çalışırlar (ASHA, 2016).

 

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI NEDEN ÖNEMLİDİR?

Gerek çocuklar gerekse yetişkinler için iletişim kurmak dünyayı anlamanın, kendini ifade etmenin ve çevredeki insanlarla sosyal bağlar kurmanın en etkili yoludur. Dolayısıyla, yaşanabilecek herhangi bir dil ve konuşma bozukluğu kişinin çevresiyle kurduğu bilgi, duygu ve düşünce alışverişini sekteye uğratacaktır. Bu durum, uzun vadede öğrenme, dikkat ve algı gibi bilişsel süreçleri ve akran ilişkileri, sosyal kabul gibi psiko-sosyal süreçleri de etkileyeceği için, kişinin yaşam kalitesini düşürebilir. Bu nedenle, özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda dil ve konuşma bozukluklarının erken tanı ve tedavisi büyük önem taşır.

Bu amaçla dil ve konuşma terapistleri standardize testler, kontrol listeleri ve doğal iletişim gözlemleri gibi farklı yöntemler kullanarak dil, konuşma ve iletişim işlevlerine ilişkin davranışları değerlendirirler. Ardından, var olan dil ve konuşma bozukluğunun giderilmesi için uzun ve kısa dönemli hedefler belirleyip terapi verirler.

 

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI İLE NÖROBİLİMİN BAĞLANTISI NEDİR?

Son yıllarda nörobilim alanında yaşanan gelişmeler dil ve konuşma bozuklukları için de yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin geliştirilmesinde rol oynadığı görülür. Özellikle Elektroensefalografi (EEG), Pozitron Emisyon Tomografisi (PET), Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Difüzyon Ağırlıklı Görüntüleme (DTI) gibi tekniklerindeki ilerlemeler davranışsal tepkilerin ardında yatan nörolofizyolojik süreçlerin anlaşılmasına olanak tanımıştır (Friederici, 2009).

Bu sayede çocuklarda ve yetişkinlerde dil ve konuşmayı anlama ve üretmede beynin hangi bölgelerinin görev aldığı açıklığa kavuşmuştur. Benzer biçimde, beynin belirli bir bölgesinde oluşan hasarın dil ve konuşmanın anlaşılması ve üretilmesi üzerinde ne gibi etkilerinin olabileceği gözlemlenmiştir. Doğumdan itibaren yaşa bağlı olarak dil ve konuşmadan sorumlu beyin merkezlerinde meydana gelen değişiklikler incelenmiştir. Uygulanan dil ve konuşma terapisinin işe yarayıp yaramadığını hem davranışlarda hem de beyinde meydana gelen değişikliklerle izlemek mümkün olmuştur.

Buna ek olarak, diğer görüntüleme tekniklerine kıyasla taşınabilir ve ucuz olduğu, hareket etmeye olanak sağladığı için son yıllarda dil ve konuşma bozuklukları araştırmalarında sık tercih edilen fonksiyonel yakın kızılötesi spektroskopisi (fNIRS) gibi yeni teknikler ise; anne karnındaki bebeğin sese, konuşmaya, dile verdiği tepkiler ve ilişkili nörolojik süreçler hakkındaki bilgi birikimini bir üst noktaya taşımıştır (Ferrari & Quaresima, 2012). Tüm bu gelişmeler ışığında davranışsal ve nörofizyolojik cevapları bir arada değerlendiren dil ve konuşma terapistleri, kanıta dayalı uygulamalarla tedavi ve destek sağlama konusunda büyük aşamalar kaydetmişlerdir.

Sonuç olarak son yıllarda dil ve konuşma terapistleri ve nörobilimciler arasında çok sayıda işbirliği gerçekleşmiştir. Yayınlanan ortak çalışmalar ise dil ve konuşma hakkındaki bilinmezlikleri ortadan kaldırmış ve yeni çalışmalar için ilham kaynağı olmuştur.

(Dr. Selen GÜNDÜZ’ün yazısıdır.)




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8