Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
23.10.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Mehmet ŞİMŞEK

Düzceli okur ünlü yazarı işte böyle şaşırtmış...

17.06.2019 - 09:21:08

GEÇTİĞİMİZ Cumartesi günü ünlü romancı Peyami Safa'nın 58. ölüm yıldönümüydü. (15 Haziran 1961)

Peyami Safa benim ilk gençlik yıllarımda döne döne okuduğum isimlerden biriydi.

Onun piyasada ne kadar kitabı varsa hepsini satın almıştım.

Baskısı bulunmayan eserlerini ise öğrenci bütçemi zorlayarak sahaflardan edinmiştim.

Meraklısı için hemen belirtelim ki, Peyami Safa'nın hemen bütün kitaplarını günümüzde artık bulabilmek mümkün.

Bir başka şey daha...

Dönemin ünlü armatörü Vecdi Bürün'ün Yağmur Yayınları arasından çıkan “Peyami Safa ile 25 Yıl” adlı kitabında Peyami Safa için “Altın Beyinli Adam” deyimini kullanılır.

 

“BU CEMİYET BANA İSTİRAHAT HAKKI TANIMADI”

 

1940 yılında şair Cahid Sıtkı Tarancı'ya söylediği şu ifade onun sadece kaleminden geçinen bir entelektüel olarak çok iyi özetler:

“On dokuz senelik yazı hayatımda, bu cemiyet bana bir hafta istirahat hakkı vermemiştir.”

Safa, hikâyeden romana, piyesten fikir eserlerine, biyografiden ders kitaplarına, tercümelerden köşe yazılarına değin yüzlerce esere imza atmış Türkiye'nin sayılı aydınlarından biriydi.

Edebi şahsiyetinden siyasal görüşlerine, felsefi meraklarından mistik yönelimlere, kalem kavgalarından kurduğu ebedi dostluklara onu anlatmak bir köşe yazısının hacmi değildir elbette.

 

 

DÜZCELİ OKURUN PEYAMİ SAFA’YA SÜRPRİZİ

 

Yazımın bu bölümünde Peyami Safa ile Düzceli bir okur arasında geçen ilginç bir olaya yer vermek istedim.

Şimdi gelin bu ilginç olayı Peyami Safa'nın 12 Mayıs 1957 tarihli Milliyet Gazetesi'nde “Objektif” başlıklı köşesindeki “İşler mi işlemez mi?” başlıklı yazısındaki ilgili bölümden okuyalım:

Gazeteye döndüm. Masamın üstünde mektup yığını. Evvela bunları okumak. Sonra yazı.

Açtım: Kıbrıs. Bir tâne daha açtım. Kıbrıs. Bir daha, bir daha: Kıbrıs, Kıbrıs, Kıbrıs... Arkasından bir veremlinin feryadı. Sonra yine Kıbrıs. Peşinden ham madde bulamadığı için fabrikasını kapatmak zorunda kalan sanayicinin uzun mektubu.

Daha sonrakini açarken, kapı vuruldu.

Temiz giyinmiş, kravatsız, orta yaşlı ve seyrek saçlı bir ziyaretçi. Saf ve çekingen bakışlarla, ağır ağır yaklaştı:

-Düzce'den geliyorum. Her gün sizi okurum. Yüzünüzü bir kere görmek istedim. Başka diyeceğim yok.

İşaret ettim oturdu.

Görücüye çıkan eski bir zaman kızı gibi önüme baktım ve sustum.

-Yalnız bir şey arz edeceğim, dedi.

- Buyurunuz.

-Düzce'de ekmek yok. Halk fırınların önünde kuyruk oluyor. Altmış beş yaşında hasta anneme ekmek alamadım.

-Olur bazen. Ben de evdeki hastama C vitamini aradım, bulamadım.

-İyi olur inşallah.

-İyi olur inşallah.

Gitti.

 

PEYAMİ SAFA'DAN ÖZLÜ SÖZLER GEÇİDİ

 

*Tarihte birçok harpler, kalemin aciz kaldığı yerde kılıcın medeniyet dersi verdiğini gösterirler. Fakat medeniyetin Yabani’nin üstüne her yürüyüşünde ona teklif ettiği iki madde vardır: Ya kitap, ya ölüm beğen beğendiğini al…

*Gerçek san’at eseri ne eski ne de yenidir. Eğer eski olsaydı ölüme mahkum olurdu. Yeni olsaydı eskimeye mahkum olurdu. Gerçek san’at eserinin vasfı, eski ve yeniyi aşması yani zamanın fekına çıkmasıdır. Ölmezliğin sırrı da oradadır. 

*Artık sihirli formüllerden hiç birini denemeye vaktimiz kalmamıştır. Bizi kurtarırsa yalnız düşünmek ve hür düşünmek kurtaracaktır. 

*Tahsiliniz bugün bitiyor değil mi? Elinizde tuttuğunuz diplomanın en büyük yalanı budur. Tahsiliniz bugün bitmiyor, bilakis bugün başlıyor. 

*Hakikat başka, fikir başkadır. Fikir her zaman hakikatin ta kendisi değildir. Çok defa düşünmek hakikate doğru yola çıkmaktır. Fikir tekamül ettikçe yenileşir hakikate yaklaşır. Bu yeniliğin bir kılık değiştirmekten ibaret olduğunu söylemek, hakikatin de içi boş bir elbiseden başka bir şey olmadığını iddia etmekle birdir. 

 *İnsanın en kolay aldatabileceği budala kendisidir. 

 *Her hastalık evvela ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır. 

*Hakikati ararız ve fakat güzele bayılırız. Arayan akıl’dır, bayılan ruh…




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8