Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Düzce Postası Hava Durumu Düzce : 25.8
7.12.2019
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Elif Tamer MARADİT

21. yüzyılda aile şirketlerine dahil olamayan ikinci nesil problemi

15.11.2019 - 09:19:07

Aile şirketleri Türkiye ve dünya ekonomisinin temel şirketlerini oluşturuyor. Bilgi, emek, özveri, dayanışma kavramlarının yoğun bir araya gelişi ile aile şirketleri ayakta kalıyor. Bir endüstri mühendisi olarak söyleyebileceğim ilk şey her işletme kar etme amacı ile faaliyet gösterir. İşte bu kar etme amacı ile kurulan aile işletmelerinin en büyük avantajı iş gücünün aile bireyleri tarafından oluşması ve yönetilmesi ve bunun özveri ile yapılmasıdır.

Türkiye’de şirketlerin  %95’i kobi ve kobilerin %99’u aile şirketleri tarafından oluşmaktadır.

Aile şirketlerinde en büyük problem ise sürdürülebilirliktir. Bu gün Türkiye’de Cumhuriyet Dönemi öncesi kurulan aile şirketlerinden yalnızca “69” şirket faaliyetine devam etmektedir. Ayrıca aile şirketlerinin ömrü 25 ile 34 yıl arasındadır. Dünyada ise ömrü 200 yılı geçen şirket sayısı Almanya’da 837, Hollanda’da 222, Fransa’da 196 ve Japonya’da 3 bin 146.

Yani Türkiye olarak, aslında biz aile ilişkileri yönünden dünyadaki bütün kültürlerden daha sıcak bir kültüre sahipken ve bunu birçok yerde olumlu olarak kullanabilirken aile şirketlerinin sürdürülebilirliği konusunda uygulayamıyoruz.

Aile şirketlerinin sürdürülebilir olamamasının pek çok sebebi var. Yetki devrinin olmaması, görev tanımlarının belli olmaması, şirket anayasası uygulamasının olmaması, yeni neslin sürece dahil edilememesi, kurumsallıktan kaçınma ve pek daha fazlası… Ben bu gün yeni neslin sürece dahil edilememesi problemini gündeme alacağım.

Son yıllarda çevremden çok fazla, Elif Hanım sizi tebrik ediyoruz aile şirketinde sizin gibi azimle çalışan, operasyonel ve yönetsel işlerde bu kadar aktif bir genç kadın ile karşılaşmadık iltifatları alıyorum. Tabi bir yandan mutlu oluyorum bir yandan üzülüyorum. Aileler neden eğitimli kızlarını bu sürece dahil etmediler diye düşünüyorum. Bu kızlar neden bu şirketlerde çalışmıyor ya da aktif rol almıyor diye düşünüyorum.

Bunları düşünürken şunu farkediyorum aslında aile şirketlerinde benim yaş grubumda şirketlerde aktif görev alan erkeklerin de olmadığını… Ne yapıyor bu erkekler, neden bu şirketlerde değiller diye uzun uzun çevremdeki aile şirketlerinin ikinci nesillerini inceliyorum.

Aileler öncelikle çocuklarını kendi işlerine uygun bölümlerde üniversite de okutuyorlar. Sonra maalesef bir kopukluk oluyor ve 22-30 yaş aralığında gençlerin hiç biri aile şirketine entegre olmuyor.

Bunun temelde önemli iki sorundan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İlki X kuşağının yaşamış olduğu zorlu hayat koşullarından ötürü, Y kuşağı olan çocuklarına sorumluluk duygusu yüklememeleri ve onların rahat bir yaşam sürmeleri için serbest bırakılmaları. İkincisi ise, X kuşağının yerini Y kuşağına bırakmak istememesi.

Her ikisinin de sürdürülebilirlik açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu görüyorum. Çevrenizde güçlü aile şirketlerine sahip gençleri görürseniz büyük bir çoğunluğunun tam zamanlı olarak çalışmadığını göreceksiniz. Yani birçoğu sözde çalışıyor gözüküyor ama elini taşın altına koymuş pozisyonda değil. Erkekler günlerini uyuyarak ve nargile içerek geçiriyorlar. Kızlar ise alışveriş yaparak ya da arkadaşları ile buluşarak geçiriyorlar. Her iki grupta çalışmıyor, ama çalışan birisini gördüklerinde “çalışıyormuşçuluk” yapıyor. Hepsi size hayallerindeki iş hayatını gerçekten yaşıyormuş gibi anlatıyor. Para kazanma kavramına çok uzaklar, para harcama kısmını iyi biliyorlar.

Yani bana Elif Hanım sizin gibi genç ve başarılı bir iş kadını ile hiç karşılaşmadım diyenlere, maalesef bizler gibi çalışan genç erkekler de yok diyorum. Mesele sadece kadınların değil erkeklerin de meselesi.  Genç kadın ve genç erkeklerin acilen ailelerinin küçük çocuğu olmaktan çıkıp iş gücüne katılmaları, tecrübe kazanmaları gerekiyor. Aksi halde Türkiye’de 25 ile 34 yıl ortalama ömre sahip olan aile şirketlerinin ömrü kısalacak. Bu gençler bir gün işleri ile ilgilenmek mecburiyetinde kaldıklarında denizden çıkmış balığa dönecekler.

Umuyorum 2020’de üniversiteden mezun olan gençlerin tamamı mesleğini yapacak azimle mezun olurlar.

 

ELİF TAMER MARADİT

www.eellyyyblog.wordpress.com

 




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8