Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Mehmet ŞİMŞEK

Nur Sineması’nda tarihi bir hafta…

28.09.2020 - 08:46:11

6 Mayıs’ta kaleme aldığım yazıda Düzce panayırı görüntülerinin yer aldığı ‘Kanlı Bıçak – Yetimlerin Ahı’ adlı filmi söz konusu etmiştim. Yazının sonunda ise filmin gösterime girdiği Nur Sineması’nın tarihi anlara tanıklık ettiğini ekleyip, ayrıntıları önümüzdeki haftaya bırakacağımı söylemiştim.  
Gelin görün ki, meslekte eski ustalarımızın ‘zuhurat’ dediği gelişmeler olup, araya başka gündemler girince yazı bugünlere kaldı.
İyi ki de öyle oldu; zira kayıtlardan okuyoruz ki dillere destan Düzce Panayırı Eylül’ün ikinci haftasında yapılıyor.
Hâl böyle olunca da Eylül ayına bu yazı tam da denk düştü dersek yeridir.
Değerli dostum Nejad Özsoy Bey’den rica etmiştim.
Sağolsun arşivinden bulup çıkardı.
Düzce Postası’nda çıkan yazının tarihi 18 Ocak 1957.
Yazının imzası ise müstear (takma) bir ismi taşıyor: Fakirin Köşesi…
Filmin çekildiği güne şahitlik etmiş yazarımız hem o günü hem de 150 gün sonra Kanlı Bıçak filminin gösterildiği Nur Sineması’ndaki izlenimlerini aktarıyor.  Sinemanın adeta ana baba günü yaşadığına dair izlenimlerini satırlarına şöyle yansıtıyor. (Yazıyı günümüzün imla kurallarına göre revize edip, ara başlıkları ben açtım M.Ş).

“KANLI KIRBAÇ – YETİMLERİN AHI”

Bu yazının başlığını okuduğunuz zaman ne olduğunu merak edeceksiniz. Bu bir reklâm yahut feci bir cinayetin manşeti değildir. Bundan tam 150 gün evvel çok sıcak bir günde güneş etrafı yakarken Düzce 10 binlerce kişinin istilâsına uğrayarak bir eğlence deryası içinde yüzüyordu. Herkeste, her tarafta bir neşe hüküm sürüyor. Çadırlı tiyatroların hoparlörlerinden fışkıran cırtlak bir kadın sesi ortalığa yayılıyordu. Diğer bir hoparlörden akseden seste Kâbe anlatılıyor, içeri girenler maketlere hayran olarak takdirlerini saklamıyorlar ve ‘aman kardeş sizde girin, bir daha girmek nasip olmaz. Biz şimdi yarım hacı olduk’ diyorlardı.
Bakırcıların tokmakla bakırları döven sesleri manifaturacıların mallarını reklâm için tatlı dil dökmeleri, köftecilerin ızgaralarından ortalığa yayılan et kokusu, fırıldakçılar, bir koy beş al naraları arasında insan sarhoş olmamak için kendisini zor tutup istirahat edecek bir yer arayarak kaçıyordu.

“ADETA ŞEHİRDE KİMSE KALMADI”

Bu tam manasıyla bir bayramdı denmez ama Düzcemizin bir tek dillere destan olan panayırı olduğu için bayram sayılabilirdi. Her taraf ışıklarla bezenmiş, havada patlayan renkli hava fişekleri geceye ayrı bir güzellik veriyordu. Ertesi sabah öğleye doğru bir haber ortalıkta bomba tesiri yaptı, Bir film şirketi panayır yerinde film çeviriyor. Başrollerde de Turan Seyfioğlu oynuyor.  Şehirde olanlar akın akın filmin çekildiği yeri doldurdular. Adeta şehirde kimse kalmadı.

“BU SAHNE İKİ KEZ TEKRARLANDI”

Okul sokağın daracık yolu binlerce insanın istilasına uğramış vaziyette. İtişenler, kakışanlar, bağırıp çağıranların sesleri göklere yükselirken zavallı rejisör, bir kapı aralığına siper alan operatöre talimat vererek film çekilmeye başladı. Turan, cılız bir ata binmiş kalabalığı yarmak için zorluk çekerek ilerliyordu. Bu sahne iki defa tekrarlandıktan sonra film çekildi.

İşte (Kanlı Kırbaç Yetimler Ahı) ismini alan bu film bizimde yazımızın başlığı oldu.

“750 KİŞİLİK SİNEMADA 100 KİŞİ VARDI”

150 gün sonra aynı kalabalığı, aynı itişi kakışı, bağırıp çağırmayı Nur sinemasının önünde görüp şahit olduk Turhan Seyfioğlu’nun çevirdiği ‘Yetimler Ahı’ oynuyordu. 750 kişilik sinemada 1000 kişi vardı. Herkes filimde kendini birbirine gösteriyordu. Kendilerini görenler sevinçten sırıtarak dikkatle simalarına bakıyorlar ve bizde artist olduk diyorlardı. Üç geceden beri sinema ana baba günü yaşıyor. Görenler bir daha görüyor, görmeyenler ise sinemaya akın ediyor.  Biz de kendimizi görmek için sinemaya gittikse de maalesef hiç bir şey göremedik. Ters yüz geri dönerken ikinci bir çevrilen filimde görünürüz diye tesellide bulunuyorduk kendi kendimize.

BELGESEL NİTELİĞİNDE DİĞER BİR YAZI

Yukarıda günümüzün yazım diline revize ederek sunduğum yazıdan iki sene Düzce’de basınında bir başka önemli daha yazı yayınlanmış.
Günümüzde yayın hayatında olmayan bir gazetede yayınlanan bu belgesel niteliği taşıyan yazıyı önümüzdeki haftaya bırakıyorum.
 




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8