Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
H. Agah ALTAY

Tarihin fışkıran noktası; Konuralp

22.10.2020 - 09:25:32

BTHİNYA Kralı Prusias’ın şehre adını verdiği yer. Yani “Melen Nehri’nin yakınında Prusias’ın şehri” anlamına gelen Prusias Ad Hypium.

    Düzce Üniversitesi’nden kazı danışmanı arkeolog Doç. Dr. Emre Okan böyle diyordu ve ekliyordu; “Hypium Yunancada melen anlamına geliyor. Hypiyum’un okunuş şekli ise ‘Hüpyum’dur. Genelde Haypiyum ya da Hipyum şeklinde yanlış okunur. Dolayısıyla kelimenin doğru telaffuzu Hüpyum’dur. Anlamı ise yani melen yakınında yer alan kral Prusias’ın şehri.” demektir.

    Konuralp kazıları son yıllarda hiç olmadığı kadar yoğun ve bir o kadar da heyecanlı bir şekilde devam ediyor. Öyle ki hemen hemen her gün yeni bulgulara rastlanıyor.

    Düzce Belediyesi Kültür Müdürlüğü ekibiyle birlikte Konuralp Antik Tiyatrodaki kazı alanını ziyaret ettik.

    Konuralp’teki antik tiyatroya eskiden beri canım sıkıldıkça giderim. Çünkü bin yıllar öncesinden gelen taşlara saatlerce bakarak tarihin kokusunu hissederim.

    Tıpkı Göbeklitepe’ye gidişimde de aynı duyguları hissettiğim gibi.

    İşte defalarca gittiğim Konuralp’te bu kez bambaşka bir heyecanla kendimi buldum.

    Kendi memleketimde bir arkeolojik kazıyı yakından inceleme fırsatı yakalıyordum.

    Eskiden beri arkeolojiye hep bir ilgim vardı. Hatta arkeoloji okumayı düşünmedim de değil. Pek çok arkeolojik kazıları da kitaplardan ve dergilerden okuyup takip ettim. Ama buradaki deneyim çok farklıydı.

    Arkeoloji bu anlamda belki de en heyecan verici bilim dalı olma özelliğini taşıyor. Çünkü kazdığınız toprağın her milimetresinde nelerle karşılaşacağınız hiç belli değil.

    Dolayısıyla elde edilen herhangi bir bulgu bin yıllar öncesindeki yaşamı araştıran bizler için birer ışık kaynağı sunuyor.

    Batı Karadeniz Bölgesi’nin 10 bin kişi kapasiteli bu dev antik tiyatrosunun kazıları işte bu yüzden çok çok önemliydi.

    Konuralp bin yıllar süren sessizliğini nihayet bozuyor. Unutulmuşluğun getirdiği bir durgunluk bu bölgenin de karakterini etkiledi şüphesiz.

    Tabir yerindeyse tarih Konuralp’i adeta unutmuştu ve terk edip gitmişti.

    Ancak artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

    İzmir Selçuk’ta yer alan Efes antik kenti turizm adına Ege için ne ise Konuralp de Karadeniz Bölgesi için öyle olacak.

   Tarihin tozunu toprağını üzerinden silkeleyip arkeoloji dünyasında adeta yeni bir tarih yazılacak.

    Kazı alanını gezerken enteresan görüntülerle de karşılaştık. Tarihi alanın arazisinde yakın zamanda var olan ahşap ev kalıntılarında antik tiyatronun bir duvarına mutfak fayansı örülmüş. Ve o evler yıllar önce yıkılsa bile kalebodur kalıntıları halen görüntü kirliliği oluşturacak şekilde duruyordu.

    Tabi kazılarda oradaki kalebodurlar sökülecek. Ama tarihe yapılan bu saygısızlık asla unutulmayacak.

    Konuralp’in fâtihi Osman Gâzi ve Orhan Gâzi’nin en yakın arkadaşlarından olan Konur Alp Bey’dir.

    Türbesi ise yine kazı yapılan antik tiyatronun hemen yanında yer alıyor.

    Eğer Düzce dışından bu yazıyı okuyanlara daha iyi ifade edecek olursak ; Kuruluş Osman dizisinin geçen sezonki bölümünde yer alan Konur Alp’in türbesi işte burada yer alıyor.

    Türbe şu sıralar restorasyonda ama ziyarete açık.

    Sadece Konuralp’te bile turizme hizmet edecek o kadar çok yer var ki. Antik Tiyatro, Aynalı Köyü girişindeki Roma Köprüsü, Atlı Kapı, Konur Alp Bey Türbesi vs. daha neler neler.

    Tarih günyüzüne çıkıyor ve adeta fışkırıyor elbette ama asıl önemli olan tüm bunlara sonsuza kadar sahip çıkmaktır.

    Belki o duvarlara artık fayans örülmeyecek ama sprey sıkıp sevgililerin isimlerinin de yazılmamasını diliyoruz.

    Yoksa Düzce gibi üç metre altından nehir akan bir yerde toprağı her kazdığımızda bu kez tarihin değil, ancak suyun fışkırdığını görürüz.

   




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8