Anasayfa   Anasayfa Anasayfa İnsan Kaynakları   İnsan Kaynakları İnsan Kaynakları Anasayfa   Künye Anasayfa Anasayfa   İletişim
Düzce Postası
Anasayfa   ANASAYFA   Yerel Haber   YEREL HABER   Gündem   GÜNDEM   Gündem   ASAYİŞ   Asayiş   SİYASET   Siyaset   EĞİTİM   Eğitim   SPOR   Spor   SAĞLIK   Sağlık   EKONOMİ   Ekonomi   ÇEVRE  
  Video Galeri   Video Galeri   Foto Galeri   Foto Galeri   Resmi İlanlar   Resmi İlanlar   Yazarlar   Yılın Kişisi   Yılın Kişisi   Ünlü Düzce'liler   Ünlü Düzce'liler   Anket   Anket   Ziyaretçi Defteri   Ziyaretçi Defteri   Künye   Künye   İletişim   Kurumsal   Kurumsal   İletişim  
   
Kadriye YEŞİLYAPRAK

Babaannem

6.04.2021 - 09:56:11

EVİMİZİN taşı temeli, yıkılmayan temel direği babaanneciğim…

Seni öyle çok özlemişim ki kalemi elime alınca kafamda tasarladıklarım gözlerimi yaşla doldurdu. Senin hiç kızmadan, bağırmadan, kardeşlerimi ve beni büyütmen ne büyük şans. Bize hep örnekler vererek büyüttün. ‘Eğer kişi bağıra bağıra konuşuyorsa konuştuklarının, söylediği sözlerin çoğu yalandır.’

Eğer anlatmanız gereken bir şey isteniyorsa yavaş sesle tane tane anlatın derdin bize. Büyükler konuşurken sadece dinleyin, onların sözlerinin arasına girmeyin.

Bir haksızlığa uğradığında bağırarak yeminler ederek kendini savunma, sakin sakin konuş ve anlat.

Sokakta komşu çocukları ile iyi geçin, kavga dövüş etme.

Yer soframız kurulduğu an çocuklar sofraya der, peşinden ellerinizi yıkarken etrafa su sıçratmayın, havlunuza ellerinizi silin derdin.

Sofrada değişmeyen bir kural büyükler başlamadan yemeğe başlanmaz ve önümüzden yememiz gerek (ayrı tabak usulü yoktu).

Ablam, sen, ben aynı odada yatardık. Bize dualar öğretir, masallar anlatırdın. Hele ‘Garip Ayşe’ masalı vardı. Onu ablam her gece anlatmanı isterdi.

Babaannemin eşi yani dedemiz öldüğünde 25 yaşında imiş. 3 çocuk çok yaşlı bir kaynana ile kalmış. En büyükleri babam. 6-7 yaşlarında köy yeri, tarla, bahçe yapılıp işlenecek, çift sürmesini, tırpan kullanmasını, harman dövmesini de kardeşinin yardımı ile öğrenmiş. Bu arada babam da epeyce büyümüş. Hep beraber işlerin üstesinden gelmişler. Bu sırada bir zengin kızın evinden haber gelmiş. Kızımızı Vahid’e verelim demişler. Başkasına gitmesin. Böylece düğün dernek kurulur, oğlunu 16 yaşında evlendirir.

Oh evde gelin var, kızlarla iyi kaynaşırlar, çok çok iyi çalışıyorlar, ama evliliğin 7. ayında savaş başlar. Babam Balkan Savaşı’na gider ve hiç haber gelmez. Eli kınalı gelin kalır evde.

Babam Balkan Savaşı’ndan sonra Basra Körfezi’ne sonra da Hindistan’a sürgün gider. Babam günlerini değerlendirir. İngilizceyi okur-yazar duruma gelir, konuşacak kadar öğrenir. Yurda döndüğünde Birinci Cihan Savaşı başlamıştır. Evine gitmeden doğru cepheye sevk edilir. 1. İnönü, 2. İnönü, Sakarya ve Kurtuluş Savaşı sonunda Yunanlıları Ege’ ye dökünceye kadar…

Babam gideli yıllar geçer. Babaannem için için üzülür. Evde neşesiz bir hava vardır. Zavallı gelin gülmeyi unutmuş, işler yürür, aç açık değiller ama babamdan haber alamamanın üzüntüsüdür. 

Babaannem beş yıl sonra gelini anne evine götürür teslim eder.

(Oğlundan bir haber yok. Gelinin gençliği boşa geçiyor. Kısmeti çıkarsa evlensin, çoluk çocuğa karışsın.) Gözyaşları içinde ayrılırlar.

Savaşlar biter, on yıl sonra babam gelip kapıyı çalar; ‘Ana ben geldim’ der. ‘Benim oğlum öleli yıllar oldu, yanlış kapıya geldin’ der ve kapıyı yüzüne kapatır. Evde yetişmiş iki kızı var. Onun için çekinir. Babam gözyaşları ile komşuya gider. ‘Zehra Nene ben geldim. Ben Vahit. Ama annem beni tanımadı’ der. Zehra Nene babamı epey konuşturur. Sonra sarmaş dolaş babaanneme getirir. ‘Saniye gözün aydın Vadit’imiz geldi’ der. Anne yine temkinli. Sağ kolunu açmasını istemiş ve koltuğunun altındaki ‘beni’ görünce inanmış. Böylece oğlunu eve kabul etmiş. Kaynaşma günleri uzun sürmüş. Halalarım yetişmiş güzel iki genç kız. Eli kınalı geline haber gitmiş. Vahit geldi diye sevinmiş, uçmuş. Ama babam kabul etmemiş. ‘On yıl geçti. Bir genç bayan bıraktığım gibi kalamaz imkanı yok. Kısmetini bulsun evlensin’ demiş. Kısa bir süre sonra göç gelen bir tatar bey ile evlenmiş kadıncağız. İki oğlu olmuş. Ama kadın çok çile çekmiş. İş yerlerine gitmek için yolu bizim evin önünden geçmesine rağmen o orta mahallenin arkasını dolaşarak giderdi. Hatırladığım kadarıyla annem kadıncağıza çok acırdı ve ‘işte kadın olmanın çilesi’ derdi.

Babaannem bize çok tembih ederdi: ‘Sakın o sokağa gitmeyin. Oğulları size zarar verebilir veya kadın sizden intikam alır.’

Annem öldüğünde ben 6, ablam 10, kardeşim yaşını doldurmamıştı, beşikte yatardı. Babam üç-dört ay sonra evlendi. Medeniyetin hiç uğramadığı bir dağ köyünden babamdan yirmi yaş küçük olan bir kadın ile evlendi. Kadın yirmi yaşlarındaydı, babam ise kırk yaşındaydı. Evlilikleri hiç iyi yürümedi.

Babaannem bir eğitici gibi ona öğütler verirdi. Ona yemek pişirme, sofra kurma, babam dışarıdan gelirken nasıl karşılanır, ev işlerinin günlük sırasıyla yapılması, işler yapılınca boş oturmayıp ek iş yapma (örgü, dantel gibi). Sokak kapısına çıkıp oturmak bizim evde yasaktı. Ama herkes otururdu. Babaannem hiç boş oturmazdı. Melek anneme de makinada dikiş dikmeyi öğretti. Ablamla bizim elimize birer yumak, birer tığ tutuştururdu. Hadi bakalım oya yapmayı öğrendim. Ablam felçli olduğu için sağ eli pek yardım etmezdi, o sadece zincir örerdi. Bazen kızar ‘yeter artık’ derdi. Babaannem ‘Boş duranı Allah sevmez, işleyen ışıldar, boş duran mışıldar.’

‘Söz gümüşse sukut altındır Meleğim, savaşlar oğlumu sinirli yapmış, sen bilirsin de olur mu? O zaman kavga olmaz.’

‘Evladım tatlı sözle sopayı erkeğin elinden alırsın, karşılık verirsen erkeğin eline sopa vermiş olursun, daima dikkatli ol’ derdi.

 

KADRİYE YEŞİLYAPRAK




Yorum Yazın
  Düzce Postası'nı Takip Et
Twitter Takip Et
   
Yerel Haber
Gündem
Asayiş
Siyaset
Eğitim
Spor
Sağlık
Ekonomi
Çevre
Video Galeri
Foto Galeri
Resmi İlanlar
Yazarlar
Portreler
Anket
Ziyaretçi Defteri
Facebook
Twitter
Site Map
RSS
İnsan Kaynakları
Kurumsal
Künye
İletişim
Yukarı

Google-Translate | Turkish to English Google-Translate | Turkish to French Google-Translate | Turkish to German Google-Translate | Turkish to Russian Google-Translate | Turkish to Italian Google-Translate | Turkish to Spanish Google-Translate | Turkish to Arabic Google-Translate | Turkish to Japanese
Google Translate

Serbay Interactive
© Copyright 2004 - 2018 Düzce Postası Gazetecilik Matbaacılık Ltd. Şti. Dijital Reklam Ajansı: Serbay Interactive
Emlak8